Jack Ketchum öyle bir kitap yazdı ki benim dengemi alt üst etti. Komşu Kızı son derece trajik, dramatik ve hüzünlü bir kitap. Sessiz, sakin bir Amerikan banliyösünde Meg ve bacakları sakat kız kardeşi Susan aileleri vefat edince hayatta olan tek akrabalarının yanına sığınır. Ruth’un evine…
Ruth ve 3 oğulu nasıl bir ailedir derseniz, iblisler nasıl aile olur bir düşünün. Tam liseye gideceği zaman Meg o yazı asla unutmayacak.
Bodrumda iple bağlanması, işkence görmesi, yüzüne işenmesi, tecavüz, ruhsal aşağılanma ve neler neler… En fenası da kız kardeşi ile tehdit ediliyor. Bir zaman sonra artık evden çıkamıyor ve ailenin en yakın komşusu David dünyalar güzeli Meg ve kız kardeşini kurtarmak istiyor. Ruth öyle bir çıldırıyor ki mahallenin çocuklarını Meg’in üstüne salıyor. Hatta üzücüdür ki David bile bir an Meg’in bağlıyken güzelliğine kapılıyor. Sıcak su ile duş almak için haşlandığı kısmı hiç unutamayacağım. Bu kitap gerçek bir olaya dayanıyormuş. Allah kahretsin böyle insanları. Çocukları kullanan yetişkinlerden bir kez daha nefret ettiğim bir korku romanı bitirdim.
“Kadın kadının düşmanıdır” ilkesini sonuna kadar savunuyor bu kitap. Genç bir kızın bedenine sürekli erkekler onu istiyor muamelesi yaparak eziyet edilmesini 270 küsür sayfa okumak ne demek bilir misiniz?
Hayatta kaldılar mı sizce?
Bir ara polis dahi inanmadı. Neymiş Ruth kızlara annelik yapıyormuş! Filmi de olan bu kitabı izlemek isterseniz ismi “The Girl Next Door”.
Bu incelemeyi neden mi yazdım? Arkadaşlar lütfen ama lütfen sizden yardım isteyen bir çocuk, genç, cinsiyeti fark etmez onu görün onu duyun. Vahşete tanıklık ettiyseniz lütfen ona ortak olmayın.
Acıyı bildiğinizi mi sanıyorsunuz?
Gülsen hanım, beni ağlatmayı başardı diyebilirim. Hatta kitaba kaç puan vereceğimi düşündüm, keşke okumasaydım dedim. Böylesine bir acıya kimse duyarsız kalmasın diye bu incelemeyi yazma gereği duydum. Çok rahatsız edici bir kitaptı ve gerçekti.