Hakkında saatlerce konuşabileceğim ama burda birkaç satırla anlatmakla yetineceğim bir roman; Korkma Ben Varım…
Merkezinde tek bir karakterin olmadığı ana olaya bağlanan dağınık durumların tüm karakterlerle bağının olduğu bu tarz romanlara alışık olmayanlarının kafasının karışacağı ama alıştığında elinden bırakamayacağı bir kitap.
Roman boyunca sorgulanan bir kader fikri, yalnızlık ve aidiyet ihtiyacı göze çarpıyor. Murat Menteş kaderi “Kader dediğin şey insanın vazgeçtiklerine verdiği isimdir.” diyerek tanımlıyor. Tam iyi ya da tam kötü karakterin olmadığı iyi dediğimizin zalim, kötü dediğimizin merhametli yanları olabileceğini gösteriyor. Romandaki her karakterin kendi şahsına münhasır travmaları, geçmişi ve işlenecek bir hikayesi mevcut. Ve romanın en güzel yanı bu karakterlerin hem kendilerinin hem de başkalarının bakış açısından işlenmesi olabilir. Karakterlerin her biri hayranlık uyandırıcı. Sevemediğim karakter yok. Özellikle seçilen isimlerin uyumu harika. ( Müntekim Gıcırbey, Hayati Tehlike, Abidin Dandini, Kader Güler İnşallah, Gerçek Tehlike, Huduni vb.)Yine en güzel yanlarından biri argo ve mizahı bir kaçış değil hayatta kalma biçimi olarak kullanmasıdır. Trajediyi espriyle taşır ve sizi çok ciddi satırları okurken bir anda kahkahalarla güldürebilir.
Özetle; şiddetin, yalnızlığın ve kaderin iç içe geçtiği, mizahla sertliği aynı cümlede buluşturan, kimse gelmez ama insan yine de ayağa kalkar dedirten belki de ismini de insanın en çok ihtiyaç duyduğu “ben varım, buradayım.” cümlesinin yokluğunda büyüyen insanların hikayesinden alan çarpıcı bir roman.