·344 syf.····Okunma: 29 Aralık 2025 11:31 Bu kitaba dair tek mutluluğum kitaplıkta gözgöze geldiğimizde hala okumadığım için artık vicdan azabı duymayacak oluşum.
Olmadı Ferrante. Bu sefer aklımı başımdan alamadın. Yazarın ilk romanı falan olduğunu düşündüm okurken. Hani ilk romanlar genellikle iyi olmaz ya, yazar henüz çizgisini bulamamış olur. Ama açtım baktım 2019’da yayınlanmış. Beni benden alan devasa yapıtlarından çok sonra.
Yine Napoli taraflarıdayız. 13 yaşındaki Giovanna, anne baba öğretmen olan eğitimli bir ailede, görece saygın bir çevrede yetişmektedir. Bir gün babasının kendisi için “kız kardeşime benziyor, onun gibi çirkin” dediğini duyar. Sonra halasının peşine düşmeye karar verir ve küçük kız bir bir aile sırlarını keşfetmeye başlar. Böyle söyleyince kulağa bir gizemli geliyor fakat olay örgüsünün insanı sürükleyen bir tarafı yok.
Kitapta güzel olan tek şey yazarın Giovanna üzerinden iyi bir ergen portresi çizmiş olması. Küçük kızın sanrıları, kaygıları, önemsiz söylemleri büyüterek kendisi için kaygı dolu bir evren yaratması çok sahici. Fakat bu kadar. Başka hiç bir derinlik yok bu kitapta. Ne Giovanna ve diğer iki küçük kızın arkadaşlığı Napoli serisindeki Lila ve Lenü’nünki gibi sahici (elbette iniş çıkışlarla dolu, kusurlarla örülü gerçekçi bir arkadaşlıktan bahsediyorum), ne de aldatılan ve aldatan kadınlar Karanlık Kız’daki Leda veya Sen gittin Gideli’deki Olga gibi derin yazılmışlar.
Yazar beni Napoli Romanları ile çıkardığı zirveden hiç farkına varmadan çat diye aşağı bırakıverdi. Zaten korkum da buydu, aynı heyecanı yakalayamamak. Çalakalem, özensizce yazılmış gibi hissediyorum. Neyse, beğenmedim, olmamış vesselam.
Affet beni Ferrante. Söz konusu senin yazarlık evrenin olunca her seferinde daha yüksek doz isteyen bir bağımlıya dönüyorum. Seni yerden yere vurduğum için affet ama eserlerini hallaç pamuğu gibi atmış bir okurun olarak bu kadarına hakkım olsun.