Türklerin nasıl Müslüman olduğu konusu her daim merak konusu. Geçtiğimiz yıllarda Erdoğan Aydın'ın kitabını okuduktan sonra güncel bir esere de yer vermek adına bu kitabı okudum, görüşlerimi belirteyim. Kitabın yüzeysel hatta vasat olduğunu düşünüyorum. Yazar hakkında söyleyebileceğim bilgi dolu ama zekadan yoksun biri olması. Kitapta Türklerin Emeviler döneminde kılıç zoruyla Müslüman olmadığı hatta buna karşı direnişlerin sergilendiği ve Abbasiler ile birlikte yaratılan "hoşgörü" ortamında islamiyet'in Türkler arasında kök saldığı ifade ediliyor. Yazarın bu konuyu son derece yüzeysel ele aldığını düşünüyorum zira Emeviler dönemi 90 yıl yani neredeyse 1 asır sürüyor. Bu doğurganlık yaşının günümüzün epey gerisinde olduğu düşünülürse 5-6 nesil demek. Yazar emeviler himayesi altında geçen 5-6 neslin üzerinde durma gayreti göstermiyor. Bu 90 yılda Türklerin direncinin kırılmış olabileceğini, gaza ve cihat hareketlerinde ganimet peşinde koşmanın Türkleri cezbedebileceğini kısacası Arapların kendi günahlarına Türkleri alet ettiğini sanırım aklından bile geçirmiyor. Sayfa 132'ye atılan başlık şu " Entelektüel ( araştırarak) Din değiştirme. Buna verilen bir örnekte ise bir Oğuz Türk'ü bir araba şunları söyler " Dininizi tanıyabilmek için dini hükümlerinize dair bazı şeyler sormak istedim. Şahsım için bu hususta gerekli bazı şeyleri sana soracağım..." demiş ve ona Müslümanların zina edenlere, namuslu bir kimseye zina isnat edenlere ; hırsızlara, gaspçılara, başkalarının malını yağmalayana; katillere, burun, kulak gibi şeyler kesenlere; yalancı, kovucu ( fitneci ) ve saygısızlara, ne yaptıkları hakkında sorular yöneltmiştir. cüneyd'in verdiği bazı cevapları beğenen, bazılarını ise beğenmeyip kendi uygulamalarından bahseden Hakan, cüneyd'in " siz aklınıza ve fikrinize uygun gördüklerinizi uyguluyorsunuz. Biz ise her şeyi bilen Allah'ın ve Peygamber'in dediklerini uygularız " mealinde sözüne karşılık, " bundan daha güzel söz yoktur. Bu sözle kalbime kaygı attın." diyerek İslamiyet'e karşı bir ilgi ve merak içinde olduğunu göstermiştir. " Sayfa 134 Gördüğünüz gibi İslam'ın entelektüel derinliği her şeyi bilen Allah'ın ve peygamberin'in dediklerinden ibaret. Onlar her şeyi nasıl ve ne şekilde biliyor diye sorarsanız mürted olursunuz ve ölmeniz icap eder. Oysa ki İslamiyetin uğramadığı Türkler akıl ve fikir yoluyla uygun gördüklerini yerine getirme taraftarı. Sizin terciniz ne olurdu ?