·730 syf.··Beğendi
···Okunma: 23 Aralık 2025 10:24 Bu kitabı raflara Türkçe olarak kazandıran tüm ekibe tebriklerimi iletiyorum.
Bir ricam var bu kitabın sesli versiyonunu yapmalısınız. Farkında olmadan sesli kitaplara alışmışım ve bu kitabı bitirene dek neden sesli versiyonu yok diye düşünüp durdum. Lütfen yapın. Umarım yaparsınız…
Kitaplara gelecek olursak… Ben iki cilti de yılın 2. yarısında okudum. İlk cildi 1 ayda kolayca bitirdim ama 2.cilt öyle olmadı kimi zaman okumak istemedim kimi zaman başka kitap okudum. Yani şöyle kitap bana göre ağır değildi ama basitte değildi. Yani bazen sesli dinleseydim diye istememin sebebi bu. Bu kitaplar erkek ve kadın’ın dünyadaki yerini toplumsal, kültürel, ekonomik, biyolojik vd. çerçevede inceleyen bir kitap. Kadın’ın başka olduğunu belirtip çocukluktan genç kadınlığa anneliğe, yaşlılığa ve son olarak bağımsızlığa değinerek devam ediyor. Simone yazarken bu önceden izin verilmeyen ama onun yazdığı dönemde artık böyle değil dediği kadınlara verilen rahatlık veya imtiyaz veya ayrıcalık ne dersek diyelim neredeyse hiç yok. Kitaplar yazılalı 75 yıl geçmiş hala kürtaj, çalışan kadın, bekar kadın, dul kadın veya evli kadın hakkındaki düşünceler tartışılmaya devam ediyor. Bazı düşünceler esnemiş ama kopmamış. Beni şaşırtan kısım ve aslında herkesi de şaşırtabilir: (HERKES MUTLAKA BU KİTABI OKUMALI) sonuç kısmında kadın’ın ‘başka’ olmasından çıkıp nasıl erkeklerde aynı zeminde durabileceğini düşündüğünü söylemesi... Şöyle aslında ben neden şaşırdım bilmiyorum ama galiba böyle bir düşüncesi olmasına ve ilk defa okumama bağlıyorum. Nedense başka kitaplarını da okumama rağmen sert, değişmez düşünce yapısına sahip olduğunu düşünüyordum. Mevcut olan problemi veya yazdığı şeylerin sistemdeki yerini ve bu sistemin nasıl yıkılması gerektiğini çokta uzatmayıp öz bir şekilde izah etmiş. O yüzden ön yargılı olan herkes okumalı. Yazdığı şeyler yaşadığımız dünyanın sistemi kimse inkar edemez. Sistem bu. Söylediği gibi bunun değişmesini isteyen az sayıda erkek var ve sistem değişirse
neden vazgeçileceğini de biliyorlar. Simone, bunca yıllık sistemin şak diye değişeceğini de düşünmüyor ama düşünülebilir, başlanabilir olmasının da aykırı olmadığını söylüyor. Bende değişimin aykırı olmadığını düşünüyorum sadece zihinlerdeki taşlaşmış algıları kırmak zor. Bu da yavaş yavaş olacak bir şey. Kitaplardan ufak not aldığım yerler var onlardan bahsedip yorumumu bitireceğim. Mutlaka okuyun. Sevgiler.
-İlk ciltte, İslam'dan önce bedevilerde kadınların, Kuran-ı Kerim'de onlara atfedilen yerden çok daha üstün bir konumda olduğunu belirtmiş. Ayrıca Kuran'ı Kerim'de kadınların hor görüldüğünü yazmış. Bu düşüncelerine kesinlikle katılmıyorum. İslam'dan önce kız çocuklarına/kadınlara nasıl davranıldığını tabiri caize sağır sultanda biliyordur. İslam'da Kuran-ı Kerim'deki kadının yerine de sayfalarca birşeyler yazabilirim. Ayrıntıya girmeyeceğim. Bu tür yorumları Katolik okulunda okuduğu için yaptığını düşünüyorum o yüzden istediğini düşünebilir. Ne Simone ne de Sartre veya başka bir düşünür söylediklerinin çoğunda haklı diye herşey de haklı olacak diye bir şey yok. Ayrıca hepimiz insanız. Hatırlamak lazım.
-Birde ikinci ciltte ev kadınlarının yaptığı ev işlerinden aslında kadınların çalışsa bile sorumlu olduğu ev işlerinden bahsetmiş. Buna katılıyorum fakat dile getiriş şekli bana nedense olumsuz geldi. Sonuçta bunlar temel yaşamın getirileri -ev hanımı, çalışan kadın olmaksızın- aslında her insanın yapması gerekiyor. Temelde bir yük değil bana göre. Kastettiği sorun bunları sadece ister çalışsın ister çalışmasın kadınların yapmış olması mı? Öyleyse %100 katılıyorum. Yoksa bunları yapmanın herhalükarda yük olması mı? Buna katılmıyorum. İlk sorunun altında o kadar eziliyor ki kadınlar hiç iş yapmamayı da özgürlük zannediyorlar halbuki kendi evinde yapacağın iş de senin öz bakımındır tabi bunu tek özne kadın olarak düşünürsek. Evli olan kadınlarda ise hiçbir zaman bu iş eşit olmamıştır maalesef.
Uzun zaman oldu not alalı ama böyle. Neyse.