·440 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Ocak 2026 15:14 ❝Derler ki kuğular kendini bir kez eşler Eşlerini kaybettiklerinde kalp kırıklığından ölürler.❞
━━━━━━━
Serinin üçüncü kitabı.
Yıllar sonra geldi. Galiba 8 yıl oldu.
Kitaba başladığımda fark ettiğim ilk şey şuydu: İlk iki kitaptan geriye neredeyse hiçbir şey kalmamıştı. Hatırladıklarım bir hikâye değil, daha çok bir atmosferdi.
Pamir Yelkıran.
Hayır, sil. Kalpkıran.
Kasım ayı.
Siyah.
Kahve, salep ve tarçın.
Bunların dışında çoğu şeyi hatırlamıyordum.
İlk iki kitabı yeniden okumak gibi bir isteğim yoktu. Aksine, düşüncesi bile bunaltıcıydı. O kitapların yarattığı ağır ruh hâline tekrar girmek istemedim. Bu yüzden hatırladıklarımla yetinip devam etmeyi seçtim.
İlk bölümden sonra bir şeyler kıpırdamaya başladı. Detaylar, duygular, eski sahneler yavaş yavaş geri geldi. Bu seriyle ilgili değişmeyen tek şey vardı: insanı içine çeken o yoğun buhran hissi.
Derken hikâye kendini hatırlattı.
Biri ölmüştü.
Bir mezunlar partisinde.
Evet, klişe. Yıllar sonra gelen bir devam kitabı, mezunlar buluşması ve cinayet. “Başka bir yol yok muydu?” dedim içimden ama yine de okumaya devam ettim. Çünkü mesele olay değildi. Hiçbir zaman olmamıştı.
Nisan.
Kaan.
Buğra.
Yaren.
Mine.
Nil.
Pamir.
Melih.
Nil’e platonik olan Melih’in şu cümlesi hâlâ aklımda:
*“11 yıl? 11 yıl bir insan nasıl sevilir?”*
Nişanlanmış.
Sevindim onun adına.
..
Uzun zamandır kitap okumuyordum. Daha doğrusu, böyle hissederek okumuyordum. Dersler, KPSS, staj derken kar tatilinde kitaba sığınmak iyi geldi. Eski duygularım tetiklendi. Belki fazla duygusalım, belki kitap tam oradan yakaladı.
Çok şey değişmemişti.
Nil hâlâ aynı etkiyi bırakıyordu.
Kafası karışık, eksik, unutkan.
Okurken kendimi Nil’e yakın hissettim.
O da bilmiyor.
O da hatırlamıyor.
O da parçaları birleştirmeye çalışıyor.
Nil’in her seferinde unutup Pamir’e yenilmesi…
Aralarındaki tutku… Buraları okumayı sevdim.
*"Tabii ki unuttun.
Sen unuttun.
Sen beni unuttun.
Yine unut.
Her seferinde. Her şeyle birlikte.
Ne miydik biz?
Sen benimdin.
Ben her zaman, bana ait olanı almak için geri döndüm." *
Bu kitapta Pamir’i böyle okumak iyi geldi.
İlgili, seven, vazgeçmeyen bir Pamir…
Bunu inkâr etmeyeceğim: ruhuma iyi geldi.
Pamir ve Nil’in çocukluklarına dair detaylar hikâyeyi daha derin ve anlamlı kıldı.
Yazarın, farklı kitaplarındaki karakterleri bir araya getirmesini ayrıca seviyorum.
Sonlara doğru bazı karışıklıklar hızlıca toparlandı ama rahatsız edici değildi.
Ve evet… güzel bir sondu.
Hak ediyorlardı.
**
❝Ben sana geldim, ben sana geldiğimde saf ve küçücüktüm, ben sana geldim ve bir köşeye sığınmak istedim sadece. Bir şey söylemene gerek yoktu. Kimsenin bir şey söylemesine gerek yoktu. Olduğun yerde dursan yeterdi, bana gelmene bile gerek yoktu; böbürlenmedim, fazlasını istemedim, varlığın huzurlu hissettiriyordu. Sadece var olsaydık öylece ve kalsaydık ikimiz de.❞
━━━━━━━