Cengiz Karayıldız’ın 11 Yaşındaki Adam kitabı, aslında hepimizin içinde sakladığı o kırgın çocukla tanışma hikayesi.
Kitabı okurken şunu fark ediyorsunuz: İnsan kaç yaşına gelirse gelsin, en büyük yarasını hangi yaşta aldıysa ruhu tam da orada takılı kalıyor.
Karakterin bir isminin olmaması ise harika bir detay; bu sayede onun acısını sanki kendi hikayenizmiş gibi sahipleniyorsunuz.
Hikaye, ünlü şef Anthony Bourdain’in intiharıyla başlıyor. Karakterimiz, Bourdain ile sadece fiziksel değil, ruhsal bir benzerlik de kuruyor ve kendi içindeki "sonsuz huzursuzluğun" peşine düşüyor
Kitapta beni en çok etkileyen kısım ise 7 Başlı Canavar metaforu oldu. Bu canavar, aslında hepimizin kafasının içindeki o hiç susmayan, bizi değersiz hissettiren, "yapamazsın" diyen karanlık seslerin ta kendisi.
Yazar, bu canavarları susturmanın yolunun kendimizle kavga etmekten değil, kendimize şefkat göstermekten geçtiğini anlatıyor.
Karakterimiz ebeveyn kaybı ve terkedilmek gibi ağır travmalarla boğuşurken, yazarak hayata tutunmayı seçiyor.
Bizlere de şunu hatırlatıyor: Karanlık ne kadar yoğun olursa olsun, kendimize nazik davranmalı ve tutunacak bir dal bulmalıyız.
Eğer siz de zaman zaman kendinizi köşeye sıkışmış veya yalnız hissediyorsanız, bu kitap size çok iyi gelecek.
Kendi yaralarımızı sarmanın ve o içimizdeki 11 yaşındaki çocuğu teselli etmenin ne kadar değerli olduğunu sade ve çok içten bir dille anlatıyor. Unutmayın, iyileşmenin yolu yine kendi içimizde saklı.
#11YaşındakiAdam #CengizKarayıldız #Kitapİncelemesi #7BaşlıCanavar #OkudumBitti Farkındalık KitapÖnerisi