Dokuz kısa öyküden oluşuyor, yazarımız 1850 doğumlu, telefonun televizyonun olmadığı yıllardaki fakir taşra aileleri ve insanlarını anlatıyor, insanın bir parça yüreği buruluyor,
bir çorap bir eldiven almayı lüks olarak görmek nasıl bir histir diye merak ettiriyor, ipek çorap hikayesi kitabın son öyküsü,
birbiriyle bağlantıları mekansal anlamda var, karakterler farklı, rahatça birkaç saatte okunabilecek bir kitap