·400 syf.····Okunma: 02 Ocak 2026 03:55 Selamlar
Öncelikle her seferinde yazarın kalemini sevdiğimi belirtmek zorundayım. Ve herkesin tanışmasını istediğim bir kalem. Ben özellikle ben Hümeyra'nın kitaplarını yakın çevrem okuduğu zaman konuşmayı, dedikodusunu yapmayı çok seviyorum. Kitapları benim damağımda inanılmaz bir tat bırakıyor. Ama ilk kez bu kitapta çok kırgınım. Çünkü benim şimdiye kadar okuduğum tek mutsuz sonlu Hümeyra kitabı. Bu yüzden kalbim biraz kırık. Kitapla ilgili çok fazla detay vermiyorum. Çünkü okuduğunuz zaman bütün hisleri okurken benim gibi dorukta yaşamanızı istiyorum. İlk kitabın sonunda Cavidan'ın (Dila) vurulmasını okumuştuk, bu kitapta uyanması ve tedavi süreciyle devam ediyoruz. Cavidan(Dila) hastanede yatarken İskender' in şehri birbirine katmasını okuyoruz. Öyle ki hasta yatağında kadının yüzüne bakamayacağı için sorumlularını bulmaya çalışmıştır günlerce. Ve sevdiği kadının yanına sorumluları bulup cezalarını verdiği şekilde gider hasret giderir. İşte tam bu noktada çiftimizin mutlu olmasını bekliyoruz. Çünkü bir evlilik teklifi geliyor.İlk kitaptan beri biz bunun yaşanmasını bekliyorduk kabul edin. Ama evliliklerine giden yol bu kadar kolay olmayacaktır. Türlü zorluklar çiftimizi bekler. Ama asıl önemli olan bu zorlukların sonunda mutlu bir yol var mıdır? ( bu kısım spoiler olacağı için söylemeyeceğim.) İskender ve Cavidan (Dila) çiftinden hariç benim yan karakter sevdam bu kitapta çok çok üst seviyedeydi. Evet kimlerden bahsettiğimi anladınız bence; Ali ve Şahnar. Yüreklerinde ikisinin de aynı yara varken birbirlerine tutunmaya çabalayan taze bir çift onlar. Aralarında gelişen o samimi bağı, yavaş ilerleyen ilişkiyi ve ciddi anlamda kenetlenmiş hallerini okumak benim için çok özeldi. Onların cephesinde de çok kalp kırıcı olaylar yaşandı. Ama bu onların bence birbirlerine daha sağlam bağlanmalarını sağladı. Kitap her şeyi ile inanılmaz duygu yüklüydü. Bir okur olarak beni bir duygudan ötekine sürükledi. Ama hiç istemesem de Dila' ya karşı biraz kızgınım ben. Çok fazla sessiz kaldığını ve yanlış adımlar attığını düşünüyorum. Kitabın bir yerinde İskender ve Dila' nın arasındaki sevgiyi yazar kurşuni bir renge benziyor tanımını kullanmıştı. O alıntı şu şekildeydi : "Dila, İskender ile arasındaki aşkı bir renge sığdıracak olsaydı kurşini derdi. Ne siyah kadar keskin ne de beyaz kadar aydınlık. İkisinin arasında bir yerde. Ne tam yaşanabilen, ne de bırakılabilen... Sırtına saplanan ama göğsünde hissettiği o kurşunun renginde. Kurşuni bir sevdaydı bu. Ciğerini delen ve şimdi yaşa yaşayabilirsen diyen." İşte bana göre aslında sadece Dila ve İskender arasındaki sevgi değil kitabın rengi kurşuni bu alıntının tanımı tam olarak kitaba uygun. Kitabın sonuna uygun. Ben kitabı çok severim okudum. Ama sonu çok kalbimi kırdı. Dönem hikayesi sevenler, dram ağırlıklı kurguları sevenler şans verebilirler. İlgisini Çekenlere Şimdiden Keyifli Okumalar Diliyorum