·283 syf.····Okunma: 31 Aralık 2025 10:02 Okumadığım hala birçok kitap olsa da bugüne kadar hayatımda okuduğum en güzel arka kapak yazısını bu kitapta okudum. Üstüne bir babanın oğluyla çekilebilecek en güzel fotoğraflarından bir tanesinin de bu kapakta yer alması beni çok derinden etkiliyor.
"Bebeğim,
Bu ülke senin ülken...
En bereketli güneşlerin en zalimce gölgelendiği bir hoyrat gökyüzünün altında bazen öldüresiye cömert, bazen öylesine kurak deli bir toprağa doğdun sen...
Bilmem ileride bu topraklarda doğduğuna pişman olacak mısın?
Bazı pişmanlar gibi kaçacak ülke arayacak mısın? Bu küçücük busedeki kadar masum kalacak mısın? Özgür bir ülke uğruna yitik düşmüş kuşaklar faslında sıranı savacak mısın? Ve ileride bu yazıları okurken, satır aralarında bu küçücük busenin yarattığı umuttan izler bulacak mısın?
O yazılar ki en uykusuz gecelerin şafağında yazıldı... En bereketli güneşler bir daha gölgelenmesin diye... Bu deli toprakta bir daha kuraklık olmasın diye... Ve bu küçük busenin sahibi, sıcacık ve yaşanılası bir dünyada büyüsün diye... Sevgiyle..."
Kitabı hiç elinize almadan, sadece bu arka kapaktaki yazıyı okuyarak yüreğiniz burkulabilir. Hayatımda sevgiye dair bu kadar net ve etkileyici bir metin okuduğumu sanmıyorum.
Can Dündar ülkemizde yaşanan siyasi sebeplerden ve öznesi olduğu konulardan dolayı bu toplum tarafından dışlandı, hedef gösterildi ve ne yazık ki kendisi yukarıdaki cümlelerde, evladı için bu satırları yazdığı anda içinde yer alan korkularından bir tanesini yaşadı, kaçmak zorunda kaldı. Kendisinin siyasi görüşleriyle uyuşmayan fikirlerim de var, bunları bir taraftar gözüyle asla yazmıyorum. Başına gelen her ne olursa olsun kendisinin edebi kimliği ile değerlendirilmesi gerekir ve hem biyografik çalışmalarıyla hem denemeleriyle Can Dündar birçok güzel eser kazandırmıştır edebiyatımıza.
Bu kitabın benim için bir diğer özel kısmı, o dönem yaşadığımız ilçeye imza gününe gelen yazara bu kitabı isminde Can olan dünyalar tatlısı kardeşim (henüz 3 yaşındayken) ile annemin imzalatması ve Dündar'ın kitabın içine kardeşim için çok güzel ve anlamlı bir not yazmasıydı. Bu bakımdan da kitabın yeri bende bir başkadır.
Kitabın içeriği hakkında uzun uzadıya fikir belirtmek istemiyorum. Bu ülkenin sorunlarını kendisine dert edinmiş bir adamın, zeka ve edebi yetkinlik fışkıran birbirinden güzel denemelerinden oluşuyor bu harika kitap. İlk kısmı hayata ikinci kısmı ise siyasete dair. Hayata dair tespitlerini okurken okuma zevkim doruklara ulaştı. Yazılarını kaleme aldığı dönem Türkiye'nin geleceği için kaygılarını dile getirirken bugün bu konumda olacağını kendisine söyleseler eminim Can Dündar bu ülkede her şeyin olabileceğini, kendisinin de bir gün hedef tahtasında olabileceğinin ihtimalini dile getirirdi...
Hepsi birbirinden güzel ancak "O Öldü! Gözümüz Aydın!" ve "Anneme Açık Mektup" yazılarını şiddetle okumanızı tavsiye ederim. Ama tarafsız bir gözle okumaya çalışın, objektif biçimde değerlendirmeye çalışın bu yazıları. Hiç değilse hayata dair yazılarını. Zaten kitabın arka kapağı bu kadar güzelse içeriği nasıldır tahmin etmek zor olmasa gerek değil mi...
Edebiyatımıza birbirinden güzel eserler kazandırmış Can Dündar'a çok teşekkür ediyorum. Umarım kapaktaki güzel mi güzel bebeği babasının hasretiyle yanıp tutuşmuyordur, açık mektubunda sevgisinin dolup taştığı annesi oğlunun hasreti ile hasta olup yataklara düşmüyordur.
Tüm ailesine ve kendisine sağlık diliyorum. İyi ki bu dünyaya gelmiş ve yazılarını bizlerden esirgememiş. İyi ki varsın Can Dündar...