Malma İstasyonu üç ana karakter etrafında ilerleyen, okurken insanın içini yavaş yavaş ağırlaştıran bir kitap. Harriet, Oskar ve kızları Yana’nın bakış açılarından anlatılıyor. Bölümler karakterlere göre ilerlediği için hem yetişkin dünyasını hem de bir çocuğun olan biteni nasıl algıladığını görmek mümkün oluyor.
Kitabın merkezinde Harriet var. Onun geçmişi, Oskar’la tanışması, evliliği ve bitmeyen iç hesaplaşmaları. Yana’nın bölümleri ise beni özellikle etkiledi çünkü bir çocuğun, ebeveynlerinin çatışmaları ve kopuşları karşısında ne kadar yalnız kalabildiğini çok net hissettiriyor.
Okurken en çok şuna üzüldüm: Harriet’in ailesinden göremediği değeri Oskar ve Yana’da bulmasına rağmen geçmişe saplantılı şekilde tutunması. Sahip olduğu şeyi göremeyip sürekli geçmişte eksik kalan parçaları tamamlamaya çalışması, sonunda her şeyi kendi elleriyle mahvetmesine neden oluyor. Bunu okurken hem kızdım hem de onu anladım. Çünkü kitap, travmanın insanı nasıl ele geçirdiğini çok gerçekçi bir şekilde anlatıyor.Özellikle aile, ebeveynlik, affedememe ve geçmişten kopamama temaları çok güçlüydü.