Gönderi

Çok mu uzattım??
Puan vermedi·350 syf.··
2026 1. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2026 00:30
Öncelikle bu seri bana bir tanıdığım tarafından hediye edildi ve ben de bu güzel jeste karşılık okumadan geçmek istemedim. İlk iki kitabına yorum yapmadım, yani bu incelemede genel bir yorumda da bulunmak isterim. Öncelikle kitapların ayet tefsirlerinden pek hoşlanmadığımı, ilmi yönden ziyade daha çok yorum katılarak izah edildiğini düşünüyorum ve bence bu bazı sıkıntılara da yol açabilir. Kitaplarda çok fazla tekrar eden olaylar, cümleler ve hadisler var. Yani aynı hadisi aynı sayfada iki kere aktarmaktansa hadisin örnek verildiği konular bağlanabilirdi. Editörü bu noktada çok eksik buldum. Eksik bulduğum bir konu da yazım yanlışları, noktalama işaretlerinin yanlış kullanımı ve cümle kuruluşlarındaki hatalardı. Alıntı yaparken bile cümleleri düzenleyip mi paylaşsam yoksa olduğu gibi mi aktarsam diye düşünmeden edemedim ama hoş değil. Sanki aceleden yazılmış ve kontrol edilmeden yayınlanmış gibi bir havası var serinin. Bir diğer mesele 2. Ciltte aktarılan sahabelerin hayatları konusu… Sahabelerin hayatlarından ya da en azından 4 halifeden daha teferruatlı bahsedilebilirdi diye düşünüyorum. Örneğin Hz. Ömer (ra) gibi sahabenin, halifenin hayatını bir buçuk sayfaya sığdıramazsınız bence. 3. kitapla ilgili üzerinde durmak istediğim 2 husus var: 1. Sayfa 53, “Tasavvufun-Tarikatin Önemi” başlığı altında beni rahatsız eden bir paragraf vardı. Olduğu gibi aktarıyorum: “Mürşid aramak da İslam dininin emrettiği bir şeydir. Maide Suresinin 35. Ayetinde <<Ona kavuşmak için vesile arayınız.>> buyuruldu.(Vesile , insan-ı kamil demektir.) “ Bu paragrafta işaret edilen ayet açıkça yazılmadığı gibi ayeti direkt olarak bir mürşide yormak haşa, Resulullah (sav)’ın dışında başka kişilere müracaatı önermiş olmaz mı? Demek istediğim, o dönemde bir müşrik bu ayeti görüp Resulullah’a “Sen değil de başkaları inananları yönlendirsin” de diyebilir. Kimsenin yoluna, yolculuğuna laf edecek değilim ama tarikat ehli olup sırf bunu desteklemek için de kimse kafasına göre ayet yorumlayamaz. Bu da benim şahsi görüşüm. İlgili ayeti de aktarayım: “Ey iman edenler! Allah’tan korkun, O’na yaklaşmaya vesile arayın ve O’nun yolunda çaba harcayın ki kurtuluşa eresiniz.” İlgilisine bu ayetle ilgili tefsiri de eklemek istiyorum: Vesile kelimesi sözlükte “pâye, rütbe, derece, muhabbet ve yakınlık” anlamlarına gelir. Bu son anlamından hareketle kişiyi Allah’a yaklaştıran amele vesile denilmiştir. Müfessirler âyette kastolunan vesilenin, Allah’ın emrettiklerinin yerine getirilmesi ve yasakladıklarının terkedilmesi olduğunu belirtmişler, kişiyi Allah’a yaklaştıracak ve O’nun rızâsını kazanmaya yardım edecek her türlü ibadet ve eylemi vesile saymışlardır. Kutsî hadislerde kişiyi Allah’a yaklaştıran en önemli şeyin Allah’ın farz kıldığı ibadetler ile nâfile ibadetler olduğu ifade buyurulmuştur (Müsned, VI, 256; İbn Âşûr, VI, 187; Elmalılı, III, 1670). Ayrıca vesile cennette sadece Hz. Peygamber’e verilecek olan bir makamın adıdır (Buhârî, “Ezân”, 8; Müslim, “Salât”, 11). Vesile ile aynı kökten türemiş olan tevessül ise sözlükte “yaklaşmak, hedeflenen ve arzulanan gayeye ulaşmak için bir şeyi vasıta kılmak” demektir. Dinî bir terim olarak tevessül, “Allah’a yaklaşmak, O’ndan yardım dilemek üzere bir söz veya davranışı aracı kılmak” anlamına gelir. Ancak bu terim zamanla farklı bir anlam kazanmış; melekler, arş, kürsî vb. kutsal sayılan bazı varlıklarla peygamber ve velîlerin Allah katındaki yüksek mertebeleri hürmetine dua etmeyi ve âhirete intikal etmiş sâlih insanlardan yardım istemeyi ifade eder hale gelmiştir. Kavrama yüklenilen bu muhteva âlimler arasında tartışılmış ve aşağıda sıralanan üç tür tevessül ihtilâfsız olarak meşrû kabul edilirken, diğer iki türünün meşrûluğu hususunda farklı görüşler ortaya konmuştur. Meşrû kabul edilen tevessül türleri şunlardır: 1. Yüce Allah’ın isim ve sıfatlarıyla tevessül. 2. Peygamber ve velîlerin hayatta iken yaptıkları dualarla tevessül. 3. İyi ameller hürmetine tevessül. 2. husus da peygamberlerimizin hayatları aktarılırken çok düzenli bir çalışma sergilenmemiş. En başta bahsettiğim gibi tekrar eden olaylar, hadis ve ayetlere mukabil asla aktarılmayan ayetler mevcut. Örneğin; Hz. Musa (as) hayatı aktarılırken 194. Sayfada “Hz. Musa (as)’ın daha sonraki günlerde dilinde bir pelteklik hasıl oldu…” şekilde bir paragrafla bu durum izah edilmiş ama tam bu noktada okuyucuya gündelik hayatında da yardımcı olacak, Hz. Musa’nın Ta-Ha Suresi’ndeki duası aktarılmamış. Eğer bir kitap yazacaksak bunu tam kapsamıyla hazırlamalı ve belli bir düzen, akış içerisinde gerçekleştirmeliyiz. Burada da bunu büyük bir eksik olarak gördüğümü söylemeliyim. Bu arada Ta-Ha Suresi’nin 25-28. Ayetlerinde geçen Hz. Musa’nın duasını da ekleyeyim: “...Rabbim! Gönlüme ferahlık ver. İşimi bana kolaylaştır. Dilimdeki tutukluğu çöz. Ki sözümü anlasınlar.” Genel itibariyle öğrendiğim konuların da olduğu ama bahsettiğim gibi olumsuz gördüğüm çokça mesele oldu. Tamamen başucu kitabı olmasa da en azından öğrenebilecek bir şeyler bulabileceğiniz bir seri.
Ehl-i Sünnet Işığında İlimler ve Sohbetler 3Hacer Öztürk · Furkan Yayınevi · 20251 okunma
·
86 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.