" Yağan masumiyetin altında durup bütün bedenime ve ruhuna işleyen karanlıktan arınmak istedim... "
Kitapta geçmiyor bu cümle ama satırlarını okurken birden aklına geldi. Murathan ve Gökçen'in masumiyetlikleri hep okurken bunu hissettirdi.
Birbirlerinin geçmişlerinde olmaları, onları 'biz' yapan yegane anı bence. Çünkü karakterlerinde büyüseler bile bir iz bırakmışlar.
Yazarımızın kalemine zaten hayranım ama Gökçen II kitabıyla hayranlığım daha fazla artıyor diyebilirim. Çünkü her ne kadar bizden gizlemeye çalışsada satır aralarına serpiştirilmiş olan spoiler içeriyor. Bunu sadece bence dikkatli bir şekilde okuyanlar anlayabilir.
Yazım diline gelecek olursak, ben yazarımızın kalemine zaten alışığım ancak her geçen satırda ve yazmış olduğu kelimelerde kendisini biraz daha geliştirdiğini ve geliştirmeye devam ettiğini anlıyorum. Sürükleyici ve merak uyandırıcı bir işlerine sahip olduğu için, kendine çeken bir nokta daha olduğunu söylerim size.
Askeri bir kurgu olması bana başta zaten en cazip gelen bir temaydı. Çünkü askeri tema işlenmesi benim askerlere karşı, olan sempati duygum dan ön plandadır. (Bilmiyorsanız ben MSÜ Sınavlarına girip sadece 3 puanla kaçırmış birisiyim. )
Birbirlerinin yanında sanki bütün günahlarından arınıyorlardı. Masumiyet onların ruhuna adeta işleyip saf ve temiz yapıyordu.
Siz de bizimle birlikte bu masumiyetliğe şahit olmaya var mısınız?