Toplum baskısı, kendi üzerimizde kurduğumuz baskıyla birleşince bazen nefes almak bile zorlaşıyor. İnsanlar bana “Neden hep mutsuzsun, niye bu kadar karamsarsın?” diye soruyor. Ama ben ne mutsuzum ne de karamsar. Sadece insanların bazen acı çekmesinin, mutsuz olmasının kaçınılmaz olduğunu kabullendim. Hayat bu sonuçta; ne her zaman mutlu olacağız ne de sürekli mutsuz. Ama insanlar bize bitkin hissetme hakkını bile çok görüyor. Bazen bunu sadece başkaları değil, kendi kendimize de yapıyoruz.
Neyse, kitaba gelecek olursak… Bu kitap hayatıma bir şey katmadı ama benzer hisleri başkalarının da yaşadığını görmek ve yaşayan kişinin ağzından okumak güvenli hissettirdi. Kitap, yazarın psikiyatristiyle yaptığı diyaloglardan oluşuyor. Seanslarını kaydetmiş ve bunları daha sonra kitaba dönüştürmüş. Yazar; ailesiyle yaşadığı sıkıntıları, depresyonu, anksiyeteyi ve bunların onda bıraktığı izleri açık bir şekilde anlatıyor.
Kitabın sonlarına doğru yazarın hayatını araştırmak istedim ve 35 yaşında zatürreden öldüğünü öğrendim. Organlarını bağışlayarak beş kişiye umut olmuş. Buna bir yandan üzüldüm, bir yandan da sevindim. Çünkü yaşamak, bazen ölmekten çok daha zor olabiliyor.