Puan vermedi·312 syf.····Okunma: 03 Ocak 2026 16:39 Merhaba ^^
Kitap, değerli yazarımızın eşine ithaf ediliyor. Bunu da şöyle dile getiriyor: "Tanıştığımız ilk günden itibaren içimde yaşatmakta olduğum ergen ruha her zaman inanan, ona karşı büyük sabır gösteren ve bu ruhu derin bir sevgiyle besleyen değerli eşim Eda'ya..."
Bu anlamlı başlangıçtan da anlayacağımız üzere konunun ergenler üzerine olduğu aşikâr. Zaten başlıkta da “EN YALNIZ BEYİN” kavramıyla apaçık belli oluyor.
Kitap 4 ana bölümden oluşuyor:
1. Temet Nosce
2. Dünyanın En Yalnız Beyni
3. Esir Düşmüş Bir Beyin
4. Sapere Aude
Yazar bunları da alt başlıklara bölerek anlatmış ki okuyan ergenler sıkılmasın, kitabı yarıda bırakmasın diye sürekli geri dönütler eklemeyi de unutmamış. Okuyucuyu tutma çabasına başta anlam veremeyip gıcık olsam da hitap ettiği kesimi hatırlayınca “Hığğ tamam, şimdi oldu” dedim kendi kendime.
Bir ergenin yapması/yapmaması gerekenlerden ziyade, olayın derinine inip mekanizmayı anlatıyor ki karşıdaki ikna olsun ve uygulasın.
Ben detaylı detaylı anlatırdım fakat kitapta da bahsedildiği üzere; ezberle-boşalt mantığındaki bu mükemmel (!) eğitim sistemi sayesinde böyle şeylere ayırdığım zaman doğal olarak kısıtlanıyor. Çünkü Krebs döngüsünü sınavdan önce ezberlemek, sonrasında unutmak daha önemli. Kitap da bu durumu çok güzel bir dille anlatıyor:
“İnsanlar her bir elementin özelliklerini boşuna ezberlemekle uğraşmasın, gerek duyduğunda periyodik tabloya bakarak ihtiyacı olan bilgiye hızlıca ulaşsın. Yani bilgiye ulaşmayı pratikleştirmişti.
Peki bizim ulu, yüce, über eğitim sistemimiz ne yaptı? Mendeleyev'in insanlar elementleri ezberlemesin diye icat ettiği periyodik tablonun bizzat kendisini ezberlettirdi. İnan bana yazdıkça kalbim sıkışıyor ama asıl bahsetmek istediğim mesele çok daha fantastik.
Günümüzde dersler nasıl işleniyor bilmiyorum ama ben lisedeyken, önemli gruplarda yer alan elementleri ezbere bilmemiz istenirdi.”
Buradan lise kimya dersinin içeriğini hazırlayanlara gerçekten teşekkür etmek isterim (!) çünkü üzerinden binlerce yıl geçmiş gibi hissetsem de hâlâ bu gruplarda yer alan elementleri ezbere sayabiliyorum.
Misal 1A Grubu:
Haydarpaşa Lisesinin Nankör Kimyacısı Rabiayı Kesip Fırlattı.
Ne yani o asil soygazları unutacağımı mı sandın?
Hergele Necip Arsız Karısını Kesip Rendeledi.
Bu kısaltmalar bir zamanlar hepimizin dilindeydi. Bu arada kurulan cümlelerin hep bir kadına şiddete yönelmesi ayrı bir mesele olarak kenarda dursun da; biz ne yapıyoruz sevgili kimya hocalarım? Gerçekten ne yapıyoruz?
Türkçe yine iyiydi anası mezar dikecek, mayışmak falan.. Saçma gibi dursa da kullandığın kelimenin kökünü öğretiyor en azından.
Şimdi kitaptaki yepyeni bir kısıma geçip bitireceğim ve hemen susacağım merak etmeyin.——
“Bilimsel gerçeklerin kişisel görüşlerle eğilip büküldüğü, doğru bilgilerin ise kirli bilgilerin arasında nefessiz kalıp boğulduğu bu sisli dönemin en büyük sorumlularından birisi, okullar ve ezberci eğitim anlayışıdır.” (sy: 239)
Oluşturdukları bu sistemde başarılı da oluyorlar. Eğer bir şey öğretmek isteselerdi böyle olmazdı. Hiçbir şey öğretmek istemiyorlar, buna karşılık da her şeyi öğretmeye çalışıyorlar. Periyodik sistem de bunun trajikomik örneği olsun.
Kitabın içerisinde şaşırdığım başka bilgiler de vardı ama okumanıza gerek yok. Okuyan birini bulun o anlatsın kısaca ^^
Bir de unutmadan, kitabın sonuna eklenen o özenli kaynakçanın verdiği mutluluğu tarif edemem; ne de olsa biz kaynağı, belgesi sağlam işleri epeydir göremiyoruz. (Gerçi bu zamanda kaynaklar da..)
Şimdi ezberlemem gereken tonla bilgiyi çalışmaya gitmem gerek, sonunda susuyorum ve size keyifli okumalar diliyorum.
(Attığım başlığın cevabı da kitapta. Büluğ Çağı hep varmış. Uydurma değil :))