Serinin ikinci kitabında hikaye geçmiş ve günümüz arasında ilerliyor. Otuz yıl öncesinde, Roza Dorea’nın annesi Ahter’in çocukluğunda tanık olduğu olayları okuyoruz. Harpylerin esarete sürüklenişinin başlangıcı, Ahter’in anne ve babasını nasıl kaybettiği, kendi ırkına kimin ihanet ettiği ve daha pek çok karanlık detay bu kitapta gün yüzüne çıkıyor.
Bir iktidar savaşı, bir topluluğu daha paramparça ediyor. Harpylerin yaşadığı köy, dışarıdan gelebilecek müdahalelere karşı son derece korunaklıdır. Bu koruyucu büyünün bozulması, içeriden bir ya da birkaç Harpy’nin ihaneti olmadan mümkün değildir. Piro, saldırı sırasında karşısında kardeşi Sedna’yı görmeyi asla beklemez. Sedna, halk için konulan bazı kurallara karşıdır ve bu direnişinde ablası ile ailesini yanında görmek ister. Ancak olaylar hiç de onun hayal ettiği gibi gelişmez. O gün yankılanan kehanet sözleri, Harpylerin kaderini belirleyecek dönüm noktası olur.
Günümüzde ise kehaneti sonlandıracak çocukları bu kitapta daha gelişmiş halleriyle görüyoruz. Eğitimleri sürerken bir yandan da yaşadıkları olaylara tanıklık ediyoruz. Sedna’nın yeniden doğuşu, içinde taşıdığı intikam ateşiyle giderek güçleniyor.
İlk kitabı zaten sevmiştim. İkinci kitapta karakterleri daha iyi tanıdığımız ve merak ettiğim geçmiş olayların perde arkasını öğrendiğimiz için çok daha hızlı okudum. Sedna’ya ilk kitapta fazlasıyla önyargılı davrandığımı da bu kitapla fark ettim. Onun geçmişini ve bugünkü Sedna’ya dönüşmesine sebep olan olayları öğrendikçe, adına gerçekten çok üzüldüm.
Serinin son kitabını büyük bir merakla bekliyorum. İlk kitabın yorumunda da söylemiştim, tekrar ediyorum Kurguyu inceleyin ve mutlaka şans verin