Anne ve babasını kaybeden Pollyanna’nın tek akrabası olan Polly teyzesinin yanına taşınmasıyla başlıyor hikaye. Babasından öğrendiği mutluluk oyunu sayesinde yoksulluğuna, çevresindeki tüm olumsuzluklara ve kayıplarına rağmen tutunacak bir dal hep bulan Pollyanna bu mutluluk oyununu teyzesinin yanına gittiği kasabadaki tüm insanlara da yaymaya başlayarak bir akımın öncüsü oluyor aslında, iyimserliğin. Kitap bu konu üzerinde ilerliyor. Ve kitaptaki karakterlerin de ufak sırlarını öğreniyoruz ilerledikçe.
İnsanın bazen de çok kolay ve çok basit sebeplerle mutlu olabileceğini fark etmesi gerekiyor. Çevremizdeki kötülükleri görmekten iyiliklere odaklanmaz olduk ve bu da zamanla iyiliklerden yavaş yavaş uzaklaşmamıza ve mutsuzluğa sürüklenmemize sebep oluyor.
Pollyanna kitabı da tam olarak yaşanan olumsuz durumların bizi üzmesini engellemesini sağlamamızın aslında çok kolay bir yöntemi olduğunu gösteriyor. Elbette her olay ve durum için geçerli değil insanların yaşadığı şeylere gösterdiği tepkiler kişiden kişiye değişir. Her olay basit değil, yaşanılan bazı şeyler çok ağır olabilir. Ancak yine de tamamen karalar bağlamak kendimize eziyetten başka hiçbir şey getirmiyor bize bu da başka bir gerçek değil mi? En umutsuz anda bile bir umut bulunabilir.
Bazen bakışımızı değiştirmemiz gerekiyor sadece.
Çok tatlı ve çok sakin bir kitaptı. Bazen böyle kolay ilerleyen ama iyi gelen şeyler de okumamız gerekiyor, zaman kaybı asla olmaz bence.
Tavsiyemdir.