Kitap piyasası da diğer piyasalara göre arz talep ilişkisine aittir. Yayınevleri de para kazanmak için bu tarz kitaplar satmak zorundadır. En niş eser yayınlayan yayınevleri bile popüler kitleye hitap eden eserler mutlaka basarlar. Burada sonuca gidip eleştirmek yanılgı olacaktır. Neden, onu talep eden kitledir. Bu kitle yani bizler sosyal medya, sosyoekonomik durum, siyasi durum, ailevi ve kişisel sebeplerden dolayı beynimizin içinde haz odalarında havucun peşinde koşan hamster gibiyiz. Bu döngüyü kırmak nörolojik boyutta çok zordur. Çünkü beyin güvende hisseder haz odalarında ve hayatta kalmak için oradan çıkmaz. Asıl özgürlük haz odalarının dışında bilinmeyen gri alanlardadır. Bu gri alan uyanışını kişi dürtüsel bir yolla bulamaz çoğunlukla. Aileden ya da başka değer verdiği insanlardan gelen merak uyandıran sorularla olabilir. Olabilir diyorum çünkü dediğim gibi beyin güvende hissetmek ister. Bu isteği reddetmek bilinmeyene kapı açsa da bunun çok büyük bir bedeli vardır. Özgürlüğe adım atmak. Güvensiz, haritalandırılmamış bölgeler toplum ve aile içinde vebalı gibi etki yapar. Aile ve toplum hastalıklı (özgürlüğe adım atmış) birine çok fazla acı çektirir. Uyanan kişinin önünde iki seçenek vardır. Güvenlik ve uyuşturulmak uğruna insanlarla ekileşim için ucuz şeyler mi. Yoksa acı çekmek uğruna tecrit edilmiş olmak mı. Çoğunluk güvenlik ister. Bu yüzden bu döngü kırılmaz.