GÖNÜL DEMİR-KÖTÜ KADIN
"Kötü Kadın" aslında isminden daha sert, içinden ise cok daha kırılgan bir hikâye anlatıyor. Olay örgüsü, kendisine "kötü" denilen bir kadının hayatındaki kırılma noktalarına, maruz kaldığı haksızlıklara, yalnız bırakılışına ve tüm bunların onda açtığı derin yaralara odaklanıyor. Hikâye ilerledikçe şunu görüyoruz: Bu kadın başından beri kötü biri değil fakat yasadığı travmalar, gördüğü ihanetler, kaybettiği güven ve sevgi, onu toplumun gözünde "kötü" olarak damgalanan birine dönüştürüyor. Gözünü hastanede açan karakterimizi hayatı,kendisi yaşadığı her șeye sessiz bir şekilde tanık oluyoruz. Roman boyunca karakterin geçmişi parça parça açılıyor Çocukluğunda, ailesinde, ilişkilerinde, dostluklarında hep bir eksiklik, bir kırılma var Ona verilmesi gereken sevgi, güven ve korunma duygusu ya hiç verilmiyor ya da çok geç kalıyor. Zamanla bu eksiklikler birikirken, karakterimiz hayatta kalmak için sertleşiyor, insanlara duvarlar örüyor. Başkalarının gözünde "acımasız" gibi görünen davranışlarının aslında savunma mekanizması olduğunu fark ediyoruz. Olay örgüsü ilerledikçe, "kötülük" kavramı sorgulanıyor Bir insanı kötü yapan şey nedir? Yaptıkları mı, yoksa onu ○ noktaya iten koşullar mı?
Kadın, hayatı boyunca hep suçlanan taraf oluyor Toplumun yargısı hiçbir zaman eksik kalmıyor. Ama biz okuyucu olarak arka plandaki görünmeyen acıyı, yalnızlığı ve çaresizliği görüyoruz. Bu da kitabın en h
güçlü yanı: Yargılamak verine anlamaya davet ediyor. Sonlara doğru karakterin fark ettiği en acı gercek ise şu: Insanlar birini anlamak istemiyorsa, gerçekler değil algılar konuşur. Ve o hep "kötü kadın" olarak kalır Bence kitap șunu söylemek istiyor:
Kötülük çoğu zaman doğulmaz, yaşanır. Bir insanın "kötü" olarak görülmesinin arkasında çoğu zaman görülmeven bir hikâye vardır
• Toplumun yargısı zalimdir. İnsanlar başkasının hayatına dişarıdan bakıp kolayca etiket yapıştırır
•Sevgi ve güven bir insanın temel ihtiyacıdır Bunlar eksilince ruhta derin yaralar oluşur.
•Asıl soru: "Kötü olan kim?" Kırılan mı? Yoksa kıranı anlamayanlar mı?
Romanın atmosferi melankolik. biraz hüzünlü ve sorgulayıcı...
Kitaptaki karakterimizi hayatı beni gerçekten çok etkiledi annesi sandığı kişi annesi değil evlendiği adam adam değil kitabı okurken içimde bir hüzünle kapattım.Gönül'ün yaşadığı o kadar acı var ki empati yaptığımda kendimi baya kötü hissettirdi...Ayrıca yazarımız bu eserindeki telif haklarını kadın sığınma evlerine bağışlamıştır. Buda Ayrıca çok ince bir hareket.