Uzun zamandır yaşadığım en karlı kışlardan birinde, okuyabileceğim en iyi kitaplardan birini okuduğumu düşünüyorum. Bir Kış Gecesi Masalı… Bir kitap adıyla ancak bu kadar uyumlu olabilirdi sanırım. Damağımda öyle güzel bir tat bıraktı, kitap öylesine zevkliydi ki anlatamam. Gerçekten de elimde bir masal, efsane ya da kadim kitaplardan bir parça tutuyormuşum gibi hissettim. Her bir sayfayı çevirirken rüzgarın ve soğuğun parmak uçlarıma işlediğini gördüm sanki. Piyotr’un, Rus topraklarının kuzeyindeki evinde, ailesiyle o çetin kışı ben de atlattım. Vasya’nın o dizginlenemez ruhuyla bir oldum. Buz Kralı’nın sesini zihnimin kıvrımlarında hissettiğimi sandım. Konstantin’in resimlerini izledim. Ve tek gözü bir çukurdan ibaret olan sefil bir adamın sureti gelip geçti karanlıktan…
Rus folklarıyla zenginleştirilmiş, son derece akıcı ki ikinci kitabını okumak için sabırsızlandığım, karakterlerin derinlikleriyle, diliyle, anlatımıyla çok çok sevdiğim bir kitap oldu. 2026’ya böyle güzel bir kitapla başlamak benim için zevkti. Siz de kesinlikle bu maceraya ortak olmalısınız!