·160 syf.··Beğendi
···Okunma: 06 Ocak 2026 16:21 Kitap hakkında genel konuşmak yerine önce Sartre, sonra da Baudelaire hakkı da konuşmak isterim.
Sevgili Sartre, bir insanın iç dünyası en iyi nasıl anlatılabilirse öyle anlatmış. Öyle ki artık Baudelaire’yi kendim kadar iyi tanıyorum. Onun yaşamı, duyguları, hayata baktığı pencereler, gözlemleri… her şeyini derinlemesine inceledim Sartre sayesinde. Bu sayede kendisi ile olan ruhani yakınlığımı da keşfetmiş oldum. Keşke bütün biyografi kitapları bu şekilde yazılmış olsa, o zaman çok daha fazla keyif verirdi birilerini tanımak.
Sartre’nin gözündeki Baudelaire, yaşamdan kaçmış, kendine sığınmış, bütün zevklerini acılarından almış birisi. Öyle ki; intihar ettikten sonra yaşamını sürdürebilecek olsaymış, bunu bile zevkle ve defalarca yaparmış.
Aslında bütün acılarının başlangıcı annesine duyduğu yoğun duygular ve bunun ardından sıra gelen olaylar.
Kendisiyle birçok ortak duyguda buluştuğum bu eşsiz ruh, bir tek kadınlar ve şehvet anlayışı konusunda ters düşüyor benimle. Bunun dışındaki, (Sartre’nin anlattığı) bütün duyguları benimkilerle ile eş. Kendisini sevmeme sebep olan da tam olarak bu.
Daha çok yazabilirim, ancak bunu benim yerime Sevgili Sartre yapmış zaten. Bu sebeple son sözümü söyleyeyim: bir insanı tanımanın tam olarak ne olduğunu merak edenlerin bu kitabı okumasını tavsiye ederim. Ki mutlaka ortak paydada buluşulabilinecek birçok duygu ve görüş keşfedeceksiniz.
Sevgiler Sartre, Saygılar Baudelaire…