Sigmund Freud | Bilinçaltı
”İnsanlar güçlü bir fikri temsil ettikleri sürece güçlüdürler, karşı çıktıklarında güçsüz hale gelirler.”
Bu kitap, insanın kendine anlattığı “ben buyum” cümlesini sessizce kenara itiyor ve yerine çok daha karmaşık, hatta zaman zaman huzursuz eden bir tablo koyuyor.Davranışlarımız sandığımız kadar bize ait değil. Unuttuğumuzu düşündüğümüz anılar, bastırdığımız duygular ve yüzleşmekten kaçtığımız istekler, hayatımızın direksiyonunda sessizce oturuyor.
Freud, bilinçaltını soyut bir kavram olarak bırakmıyor; rüyalarla, anlık tepkilerle, dilimizden kaçan kelimelerle somutlaştırıyor. Okurken “tesadüf” dediğim birçok şeyin aslında içimde bir yerlerde çoktan kararını vermiş olduğunu düşünmeye başladım.
Freud, insanın karanlık tarafını süslemiyor. Kıskançlığı, bastırılmış öfkeyi, kabul etmek istemediğimiz arzuları olduğu gibi ele alıyor. Bu yüzden kitap zaman zaman rahatsız edici; çünkü anlattıkları bir noktada dönüp okuyanın kendisine dokunuyor.
Bitirdiğimde her şeyi çözdüğümü hissetmedim ama kendime bakarken daha temkinli, daha şüpheci olmaya başladım. “Gerçekten böyle mi hissediyorum, yoksa böyle hissettiğime mi inanıyorum?” sorusu kitap boyunca zihnimin arkasında dolandı.
Okuduktan sonra insan biraz huzursuz, biraz meraklı ama kesinlikle daha bilinçli hissediyor. Bana kalırsa kitabın asıl gücü de tam olarak burada yatıyor.