Çok uzun bir aradan sonra Fransız Edebiyatı ile karşınızdayım. Yazarımız bir Sanat Tarihçi, bizi sanata ve biraz da edebiyata doyuruyor şaheseri ile..
10 yaşındaki Mona bir gün görme yetisini kaybetme riski ile karşı karşıya kalıyor. Doktorlar fizyolojik olarak hiçbir sebep bulamıyorlar öyle ki tekrar edip etmeyeceğini dahi bilemiyorlar. Mona’yı bir pedagoga yönlendiriyorlar. Mona her hafta çarşamba günü sanatsever dedesi Henry ile pedagogu yani Paris’in eşsiz müzelerini ( Louvre, Orsay, Beaubourg) ziyarete başlıyor. Mona ve Henry’nin eşsiz çarşambaları bu andan itibaren başlıyor. 52 hafta 52 sanat eseri ziyaret edip çözümlüyor Mona ve bize de bir çocuğun gözünden sanat eserlerini görmeyi tattırıyor. İnsan başta deliriyor çünkü; çocuğun ihtiyacı olan şeyin pedagog olduğunu düşünürsünüz sakin olun.. Henry torunu görme yetisini kaybetse dahi renkleri ve sanat eserlerini zihninde taşısın istiyor.Görmek burada fiziksel bir süreçten çok uzak. Görmek ruhla, sanatla, duygularla yapılan bir eylem. Mona’da burada duyguları ve travmaları ile yüzleşiyor..Ben de sanat eserlerini Mona’nın gözleri ile görüp yorumladım. Kitabı okumam bir ayımı aldı çünkü her bir sanat eserini Mona ve Henry’den önce inceledim yorumlarımı not aldım sonra Mona’nın çözümleri ve Henry’nin eklemelerini okudum.Bu arada ben yazarın Sophie’nin Dünyasından ilham alıp sanata uyarladığını hissettim. Siz peki okudunuz mu Mona’nın Gözlerini ya da herhangi bir sanat eserine, renge bir çocuğun gözü ile baktınız mı ?