·336 syf.····Okunma: 08 Ocak 2026 22:13 Muhtemelen bu kitaba siz de defalarca denk geldiniz. Evet, ben de. Ve evet, keşke pas geçseydim.
40 yaşındaki bir adamın iç monologlarıyla ilgilenmediğimi bu kitap sayesinde bir kez daha fark ettim. Başta iş arkadaşı Matyas’la aralarındaki ilişkinin dostluktan sevgiye evrileceğini umdum — olmadı. Keşke olsaydı; en azından bir anlamı olurdu.
Ana karakter Waclaw, iş arkadaşı Matyas’ı bir iş kazasında kaybettikten sonra onun eşyalarını ailesine teslim etmek üzere yola çıkıyor. Bu yolculuk, aynı zamanda uzun süredir ertelediği sözde bir “içsel yolculuk”. Kâğıt üzerinde fena durmuyor ama okurken hiçbir karşılığı yok. Sürekli aynı duygu etrafında dönen, derinleşmeyen, tekdüze bir anlatı.
40 yaşında, straight, düz bir erkeğin varoluşsal bunalımını okumak isteyenler için uygun olabilir. Erkek okurlara öneririm; mutlaka “bir yerlerden tanıdık” bir şey bulurlar (yıllar önceki bir kadına takılı kalmak gibi).
Benim için fazlasıyla sıkıcıydı.
Okumayın 10/1