Hz. Ali'ye (r.a) atfedilen bir söz vardır, "İlim bir nokta idi onu cahiller çoğalttı." Kitabı okurken bu söz düştü hatırıma ve bunun üzerine de nasip olursa diğer ay okuyayım diye tam karşıma koyduğum Lütfi Filiz Efendi'nin sohbetlerinden derlenen Noktanın Sonsuzluğu kitabı ilişti gözüme. Onun da hemen arka kapağında şu söze yer verilmiş: "Kâinat bir noktadan ibaretken, kalem bu noktayı uzatıp harfleri, o harflerden de kelimeleri yazmıştır. Her kelimeye birer isim, her isme de ayrı bir huy verildiği için dağdağalar çoğalmıştır. Eğer insan cümleyi bir noktada toplayabilirse geriye ne kâinat ne de onun dağdağaları kalır."
Bugün beni sen, seni ben yapıp bir noktada toplayabilmek bir yana insanın değil insan karşısında öteki olması YZ karşısında öteki konumuna düşme durumuyla karşı karşıya kalmasının söz konusu olduğunu düşündüğümüzde her şeyin daha da çetrefilli bir hâl almaya başladığı ortada. İnsan noktanın sırrı üzerine tefekkür etmesi, ilmi O'na ulaşmak için araç bilmesi gerekirken o noktaları çoğalta çoğalta zuhur eden kesret içinde yolunu şaşırmış, yaratılış amacından sapmış ve nihayetinde de bugün geldiğimiz noktada çokluğu marifet bilip o marifeti de kendine atfedip kendini Tanrı ilan etmeye kadar işi vardırmıştır. Enformasyon bombardımanına maruz kaldığımız, bilginin güç olarak nitelendirildiği, insanın ruhunun ve hatta bedeninin yok sayılıp sadece zihinsel bilgiden ibaretmiş gibi görülmeye başlandığı günümüz dünyasında bu sözlerin idrakine varabilmek mümkün mü; büyük bir soru işareti. @uğurcumaoğlu Uğur Cumaoğlu ise kıymetli çalışmasıyla tüm bu sorulara ve daha fazlasına kapı aralıyor; tabir-i caizse çoğalttığımız noktalarla geldiğimiz noktayı, katmerlenmiş cehaletimizi daha kitabın kapağını aralamadan başlıktan itibaren ortaya koyuyor.
İsmini dahi bir kenara koymaya başlayan insanoğlunun ismiyle beraber hikâyesini de yitireceği aşikar olan bir şeyken insanlığın zemin anlatılarından olan yaratılış kıssasının yeniden yazılması girişimlerinin insanlığın tüm hikâyesini yeniden yazma ile eş değer olduğunu ortaya koyup bunu derinlemesine açımlaması ise başlı başına bir konu. Hasılı Dijital Cehalet mutlaka okuyun dediğim eserler arasındadır efenim