Gönderi

“BEKLE BENİ”
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2025 46. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Ekim 2025 00:18
Uzun zaman sonra kalemini sevdiğim yazarın yeni bir roman çıkarması beni mutlu etti. Roman, Selim ile Leyla’nın aşk hikâyesi olarak başlıyor, fakat asıl teması ‘68li yılların Türkiye’sindeki ‘Fikir
Aşk - Edebiyat - Roman
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518bin okunma
··
2 +1'leme
·
27,1bin Gösterim
26 Yorum
Zülfü Livaneli’nin Bekle Beni, tanıdık bir vicdan hattında ilerliyor: 60–70’lerin aydınları, işkence, sürgün, suskunluk ve geçmişle hesaplaşma. Bu hat sahici; fakat roman, bu sahiciliği yeni bir edebi risk üretmek için kullanmıyor. Okuru sarsmak yerine, bildiği bir acının etrafında dolaştırıyor. Tanıklık anlatıya dönüşüyor ama anlatı, okurun estetik beklentisini ileri taşımıyor. Bu yüzden metin “kötü” olduğu için değil, fazla tanıdık olduğu için yoruyor. Tanıklık kıymetlidir; ama edebiyat, tanıklığın konforuna yerleştiğinde okuru ileri çağırmayı bırakır. Romanı bitirme motivasyonu çoğu yerde meraktan değil, yazara duyulan saygıdan besleniyor; okur, metni değil yazarı yarım bırakmamaya çalışıyor. Ayrıca; Romandaki Hayalhane bölümünde (Sayfa 61) Endymion’un “kaderini bilmekle cezalandırılan” bir figür gibi sunulması mitolojik açıdan sorunlu. Klasik mitolojide Endymion’un kaderi bilgiyle değil, zamansızlık ve sonsuz uyku ile ilgilidir; geleceği bilmekle cezalandırılan figür Kassandra’dır. Metinde bunun bilinçli bir metafor kaydırması olduğuna dair açık bir işaret bulunmadığı için, özellikle mitolojiye hâkim olmayan okur ya da dinleyici için bu ifade yanlış bir öğrenmeye dönüşebilir. Derin metaforlar, sınırları görünür kılındığında derindir; görünmez bırakıldığında, edebiyat düşünceyi çoğaltmak yerine hafızayı bulanıklaştırır. Metinde mitolojik bir kaydırma yapıldığına dair bir iz, işaret yada açıklama bulunmaması benim açımdan son derece kusurludur. Son Söz; Bir roman, doğru tarafta durduğu için mi güçlüdür; yoksa okuru rahatsız edecek yeni bir risk aldığı için mi?
"Gelmeyeceğini bile bile beklemek saflık değil, aşktır."
Bütün Şiirleri
Bütün Şiirleri
Nazım Hikmet Ran
Nazım Hikmet Ran
“-Şunu unutma; herkes korkar. Ama en çok kim korkar biliyor musun?’ -‘Kim?’ -‘En tepedeki yalnız adam. En çok o korkar.” (s.122’den alıntı). Yalnız adamlar korkaktır…
Her sabah bir fincan kahveden sonra 1 doz almalık motivasyon sözü: “o ışığın daha da parlak yanması gerektiğine inanıyorum. Sen güçlü bir kadınsın, bunu biliyorum. Bu zorlukların üstesinden gelecek, direncin ve sabrınla her şeyi aşacaksın.”🫶🏻✨ (s. 74’ten alıntı).
BİR TEŞEKKÜR… İncelememi beğenip desteğini gösteren 825 güzel insana teşekkürler! Kitabı pozitif bir gözle okuyup gerçek değerini görebilenlerle benzer duygularda buluştuğumuza inanıyorum. 📖✨🙏🏼
Reklam
“Bekle beni, döneceğim. Bütün direncinle bekle beni. Bekle, hüzün yağmurları Gökyüzünü kaplayınca, Karakış üşütürken bekle, Sarı sıcaklar yakarken bekle. Kimseler beklemezken bekle beni.”
Konstantin Simonov
Konstantin Simonov
(Beklemek, sevdaya dahil mi?)
Söz konusu Livaneli olunca yeni kitabının diğerlerinden ‘iyi’ olmasını bekliyoruz. Ben kitabı keyif almak için okuyanlardanım,beğendim.
Duygu
Duygu
Bir sanatçıdan ‘her seferinde zirve’ beklemek oldukça doğal. Çünkü daha önce ortaya koyduğu işler çıtayı çok yükseltiyor. Okurun zihninde ‘Livaneli = her kitap şaheser’ algısı oluştuğunda, ortalama bir eser bile beklentiyi karşılamıyormuş gibi hissettirebiliyor. Halbuki o kitap belki birçok başka yazarın seviyesinin üzerindedir. Sadece Livaneli standartlarının altında kalmış gibi görünüyor. Onun için, kendimize ‘Bu Livaneli’nin en iyi kitabı mı?’ yerine ‘Bu kitabın verdiği mesaj ne, ne anlatmak istiyor?’ diye bakmak beklenti baskısını azaltabilir, çünkü fazla beklenti insanı üzer. Ve yazarı da yorar…
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.