ben bu cümleyi okuduğumda kitabın içinden değil, toplumun içinden konuştuğunu gördüm. eğitimine devam eden, geç evlenen kadın “evde kalmış” sayılıyorsa, sorun kadında değil bu kelimeleri üreten zihniyettedir. kadınların hayatı bir takvim yaprağına, bir yüzüğe ya da başkalarının beklentisine göre ölçülemez. bilgiyle büyüyen, kendini seçen bir kadını eksik görmek; aslında ondan korkmaktır. çünkü düşünen kadın, itaat etmeyen kadındır. ve tarih boyunca kadınlara yapılan en büyük olumsuzluk, onların özgürlüklerini kusur gibi göstermektir.
Gayet haklı. Erteledikçe kendimi tanıdım ve neye tahammül edemeyeceğimi, neyi alttan alamayacağımı gördüğüm için en ufak şeyden nem kapıyorum. Gençken aradığım on özellikten beşine sahip birini görünce onunla anlaşırım sanıyordum. Şimdi her şey gözüme batıyor. E haklı olarak kimse kriteri yüksek birini memnun etmeye uğraşmayacağından daha kolay ve memnun edilebilir gençlere gidiyor. Yine de doğru insanla karşılaşma olasılığım her geçen gün azalsa da, bu hayattaki en önemli kararım hala evlenmemiş olmak 😅
1800’lü yılların sonunda yazılmış bir eser. Zamanına göre çok doğru olabilir. O zamanın istatistiklerine bakmak lazım. Payot da boş adam değil. Belki onun zamanının verilerine ya da gözlemlerine göre çok doğru bir tespitti bu. Bir de üniversitede rektörlük de yapmış biri sanırım. Eğitimli kadınları yakından gözlemleme imkanı da bulmuş belli ki.
Hatta bizim zamanımıza göre de doğru olabilir ististiksel bir şey bu.
Bir de evlilik, toplum, kadın, eğitim, ekonmi bunlar çok yönlü meseleler… tek bir neden de olmayabilir.
Aaaa evet doğru da denemez, saçmalık da… bence.
Böylesine önemli bir şahsiyetin şahsına söz söylemek benim haddime değil zaten. Fakat alıntıda ki görüş zamanımızda eleştiri konusu olabilecek bir konumda. Ve haklısınız yazıldığı döneme göre irdelersek, o zamanın şartlarına göre doğru bir görüş de olabilir:)