“Başarılı Bir Kadın Olduğum İçin Özür Dilerim” başlığı bile kitabın kalbine dokunuyor: Kadınların başarıyla birlikte sanki bir “özür” borcu varmış gibi hissettirilmesini tek kelimeyle özetliyor. Ben bunu, motivasyon veren bir “başarı hikâyesi” gibi değil; daha çok içimize yerleşmiş utanma–suçluluk–yetersizlik duygularını görünür kılan bir ayna metin olarak okurum. Kısa ve net olması da bence avantaj; konu zaten ağır, uzadıkça insanı yoran bir yere kayabiliyor ama bu kitap daha çok “vurup geçen” bir etki bırakıyor.
Tabii okur “daha akademik, daha çok kaynak ve teori” bekliyorsa anlatı tarafı ağır gelebilir; ama benim açımdan asıl kıymeti, günlük hayatta fark etmeden yaptığımız kendini küçültme refleksini yakalatması. Okuduktan sonra bende iki duygu kalıyor gibi: bir yandan “yalnız değilmişim” diye rahatlama, bir yandan da “bu yük niye hâlâ bizde?” diye sinir ve sorgulama. Bu yüzden ben kitabı, “hızlı okunan” ama etkisi kolay geçmeyen bir hatırlatma gibi görüyorum.