Gönderi

7/10
·108 syf.··
2026 8. kitabı
Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat’ı biliyordum ama yeni okudum; hep öğretildiği gibi “Türk romanının ilk adımı” gibi düşünebiliriz. Şemsettin Sami’nin 1872’de yazdığı bu roman, edebi açıdan kusursuz bir metin değil belki ama cesur bir başlangıç. Zaten adının anlamı bile çok şey söylüyor: Talat ile Fitnat’ın aşkı. Hikâye iki gencin birbirine âşık olmasıyla başlıyor ama mesele sadece aşk değil. Fitnat, üvey babasının baskısı altında ve hiç tanımadığı, yaşlı bir adamla evlendirilmek isteniyor. Talat da ona ulaşabilmek için kadın kılığına girecek kadar çaresiz ve gözü kara. İkisi gizlice sevmeye çalışırken, gelenekler, aile baskısı ve “el âlem ne der” korkusu aşkın önüne geçiyor. Sonu da haliyle iç acıtıcı. Bence romanın asıl derdi aşk hikâyesi anlatmak değil; kadının söz hakkı olmadan evlendirilmesine itiraz etmek. Şemsettin Sami, açık açık şunu söylüyor: Kadın da insan ve kendi hayatı hakkında söz söylemeli. O dönemi düşününce, bu cümle başlı başına bir meydan okuma. Bugünden bakınca karakterler yer yer yüzeysel, olaylar da bazen fazla melodramatik duruyor. Ama buna rağmen ben bu romanı önemsiyorum. Çünkü bu kitap, “eski düzen böyle gelmiş ama böyle gitmek zorunda değil” diyen ilk seslerden biri. Bir başyapıt değil belki ama bir eşik. Türk romanının, “ben de varım ve bir şey söylemek istiyorum” dediği ilk an gibi geliyor bana.
Taaşşuk-ı Talat ve FitnatŞemseddin Sami · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202538bin okunma
·
32 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.