Puan vermedi·244 syf.····Okunma: 12 Ocak 2026 08:37 Yeni yazarlarımızdan Semiha Çetin'in Enkaz eserinin yorumuyla geldim.
Enkaz'ın kelime anlamı; çöküntü, yıkıntı.
Bu isim kitapla öyle bağdaşıyor ki buradaki yıkılan tek şeyin binalar değil hayatlar olduğuna şahitlik ediyoruz.
Enkaz toparlanabilir yeni bir bina inşaa edilebilir elbette ama bir kere yıkılan bir bina eski haline dönebilir mi sizce?
Kitabımız Damla isimli bir genç kadının eşiyle yaşadığı problemlerle başlıyor. Eşi Güray ile evlilikleri pek de yolunda gitmiyor. İlk başta hikayenin asıl kahramanları Damla ve Güray gibi görünse de Damla'nın annesi Hülya'nın hikayesini okumaya başlıyoruz.
Sonra da Hülya'nın annesi Güzin'in hikayesine bağlanıyoruz.
Güzin Hanım, kızı Hülya ile çok bağ kuramamış çok zorlu bir hayat yaşamış bir depremzede aslında. Hikayeye duyulacak merakı körüklemek istemediğim için çok fazla detaya inmeyeceğim ama şunu söylemek isterim. Hülya, annesinin onunla çok bağ kuramamasından şikayetçiyken annesinden aldığı bir mektup üzerine bunca yıldır içinde tuttuğu o sorulara cevap aramak için yola çıkıyor. Kızı Damla da onunla birlikte. Ve Hülya annesine ait günlüğü bulunca tüm taşlar yerine oturuyor.
Yani kitap kısaca;
Üç kuşak kadının yaşadığı benzer olayları, acıları anlatıyor. Ama en çok da Güzin Hanım'a üzüldüm ben.
Güzin
Hülya
Damla
....
Yazarın akıcı dili ve betimlemeleriyle kitabı bir film izler gibi okuyorsunuz. Yaşanan Erzincan depremini anarken ülkemizde yaşanan şubat depremini hatırladım. Nice çocuk kayboldu. Nice aile yok oldu.
Her enkaz telafisi olmayan bir hikaye bıraktı ardında.
Severek okuduğum bir eser oldu. Yorucu olmayan kurgusuyla sizi kendine bağlayacak bir eser.