Yaklaşık 27 dakikadadır boş ekrana bakıyorum. Baktıkça kızıyorum kendime, Islanan kucağım buz gibi. Gözlerim kan çanağı oldu. Uykusuzluktan bedenim halsiz. Çok konuşurum ben aslında, ölçüsü yok sözlerimin, tam olarak öyle olmasa da kemiği yok dilimin. Düşündükçe, baktıkça ne yazacağıma nerden başlayacağıma karar veremedim. O yüzden ağlayarak başladım bugün yazmaya. Akıtayım biraz içimdeki korkuyu. Akıtayım içimde bıraktığın o kuşkuyu. Dökeyim ne var yoksa diyorum ama içimde kötü bir his var.. Ve ben ne zaman böyle olsam hep kaybederim. Ne zaman bi uçurum kenarında bulsam kendimi işte o zaman ya ordan düşerim ya da biri ittirir beni. Şimdi düştüm mü yoksa ittin mi bilmiyorum.. Tek bildiğim kaybeden ben oldum bugün. Kazandım sandım ama kaybettim. Kaldığımız yerden devam edeceğiz dedim, Öptüm, kokladım, sarıldım ama kaybettim ben bugün. Avazım çıktığı kadar ağlamak istedim karşında ama yuttum hepsini. Mutluluktan bile ağlamamı istemeyen bir adamı gözyaşlarımla kazanmak istemedim, Gözlerimi yaşlı görmek istemediğini bildiğim için, Dünyayı ateşe verme diye sana baktıkça içime içime ağladım bugün. Kaybettiğimi bile bile ağzımdan çıkanları duymadı kulağım.. Sen kendini huzursuzlukla baş başa bırakma diye içimdeki çocuğu öldürdüm bugün karşında. Tabi, sana göre hırsımı alamayışımdandı hepsi. Canını yakmak istediğimdendi söylediklerimin hepsi, öyle dedin ya mutlu mu oluyorsun benim canımı acıtmaktan dedin ya!! Susamadım işte. Dilim başka içim başka söyledi. Sen yanma diye kendimi yakarken diyemedim sensizliği göze alamam, gidersen alacak nefesim kalmaz, daha dün dedim; kalbine söyle sen bırakırsan bile ben bırakmam onu de dedim. Bensiz yapamaz yaşayamaz de demedim mi sana. Ne çabuk unuttun? Ne çabuk bi kabulleniş bu? Ben içimi delip geçerken dilim de bizi paramparça etti işte. Çok benziyoruz birbirimize çok. Yanarsam yanarsın dedim ama sen değil ben kaybettim bugün. Hani senin bitip tükenmeyecek hayalindim ben? Hani sevgi insana kendini sevdirirdi? Şimdi ben neden kendimden nefret ediyorum? Neden o bitip tükenmeyecek hayalinken bi anda yüzünü görmek istemediğin oluverdim? Bakılmaz mı kızdığında benim yüzüme? Dokunulmaz mı yüzüme burdayım yanındayım, kızdım ama seni sana bırakmadım denmez mi? Ağzından çıkacak sözleri hak etmez miyim ben de tek söz etmeyeceğim diye diye tüketirsin içindeki cümleleri? Hani sevgi acıyı azaltmaz ama katlanılır kılardı? Bundan mı yoruldun benden? Bundan mı yol değil de ben yordum seni. Hani sevgi, dokunamadığın yaraladı iyileştirirdi? İyileştiremedim mi yaralarını da bana da diğerleriymişim gibi öfkeni kustun? Uyuya kalmışım kafamdaki sorulara cvp ararken, Uyandım, aynaya bakamadım, bugün uzun bir aradan sonra ilk kez aynaya bakmadan yıkadım yüzümü. Utandım kendimden. Acınası halimi görmek istemedim. Kaybedişimi gözlerimde görürsem duramam diye bakmadım aynaya. Aramıza bi 5 saat girdi sadece ama ölüm sessizliği gibiydi sanki. Çoğu zaman sabah olunca geçecek diyip gece zûl ederim kendime. Ama bu kez sabah olunca da geçmeyeceğini bile bile kırıp döktüm kendimi. Ve dün bişey farkettim. Yorulmuşsun! Yormuşum seni. İkna olmadım. Gözlerin başka dilin başka söylüyor dedim ama diline yakıştırdığın ve ardında olduğun sözlerinle ikna oldum aslında. Seni yorduğuma, seni yoranın ben olduğuna, kalırken zorlandığına ikna oldum.Ama kabul edemedim bu ikna oluşu. Bi yanım bırak ne hali varsa görsün derken diğer yanım asıl kendini bırak neyin var neyin yoksa hepsini bu adama adamadın mı, içinde küçücük bir umudla nefesini nefesine katmadın mı neyin peşindesin kal öp kokla sarıl, şimdi gidersen bir daha varamazsın dedim. Çok şey dedim aslında hepi topu 27 dakika durduk orda yarım saat bile değildi. Boş boş ekrana bakıp yaşadığımız o dakikaları düşündüm nasıl başlasam ne desem bilemedim dedim ya hani; canımı en çok acıtanı sona sakladım.. Kalbin küsmüş bana. Gözlerine bakarken içimi ısıtan çoşkunun yerinde buz gibi bir soğuk vardı. Kalbini gördüm gözlerinde. Yorgun, sınanmış, vazgeçmiş, ama son bi tutunuş bu kez de olmazsa sana burda yer yok dercesine bakan, kalbinin habercisi gözlerinde nasıl yok olduğumu gördüm. Ama ne yalan söyleyim gelirken bunları yaşayacağımı bilmeden geldim. Sana da kendime de ne yaptığımı bilmeden geldim. Bana ne yapacağını bilmeden. Tuttum kendimi. Dokunma dedim, Görmek istemediğin birine dokunma, gözlerimin içine baka bana yüzünü görmek istemiyorum senin dediğinde ellerinin yüzümde gezindiği anlar geldi aklıma. Artık özgürsün istediğini yapabilirsin derken “ senden evvelde ayağı zincire vurulu bi kadındım ben sen gelince özgürleştim, sensiz bana özgürlük yok” diyemedim. Dedim ya diyemediğim yuttuğum çok şey oldu ama bil istedim. Şimdi bi yarım saate etrafında olacağım. Yüzümü görecek, sesimi duyacak belki de kahve içeceğiz. Ben sana bakınca yanıp kavrulucam ve sen bunu bilecek hissedeceksin. Sen mutsuz olsan da bana bunu hissettirmezmişsin ya hani keşke bende senin kadar güçlü olabilsem ama hiç bi zaman olamadım sanırım bundan sonra da olamayacağım. Niyetim kırıp dökmek değil. Hiç olmadı aslında. Benim yaradılışım bu. Değişmez değil elbet ama ben sana duyduğum aşkla yumuşattım kalbimi. Sırf sen varsın diye arındım tüm herşeyden. Arındığımı sandım ya da. Öyle sandım. Çünkü sevgide seven de sevilen de yorulmamalı. Çünkü sevgide seven de sevilen de pes etmemeli. Vazgeçmişsin. Hiç vazgeçmezsin sanardım. Hiç eksilmek sanardım. Bizim sevgimiz hiç azalmaz bi birbirimizi çok seviyoruz incitmeyiz sanardım. Ben seni bu kadar severken kendimi üzmeye göze almışken üzmem sanardım. Meğer ne çok üzmüşüm kendimle birlikte seni. Sen değil gözlerin söyledi dün bunları. Gözlerin bir de dedi ki “ kendine bu kadar güvenme bu adam 15 yılıyla bir tuttu seni, aynısın demese de kulağına doldura doldura bu yüzden vazgeçmiştim sen de aynısın” dedi. Aslında sesinde söylemişti kaybettiğimi ama dedim ya kabul etmek istemedim. Ve dün çok şeyi kabul ettim aslında. Mutlu olmayı haketmediğimi, Birini mutlu etmeyi bilmediğimi, Sevmeyi de sevilmeyi de beceremediğimi kabul ettim. Daha yanındayken ayrılacağım saati düşünüp özlemeye başladığım adamı hakettiği gibi sevemediğimi kabul ettim. Bu kabullenişlerin hepsi beni benden etti ama senden edemedi. Sen yorulsanda, Küssen de, Öfkeyle baksan da, Sarıp sarmalamasan da, Dilinden dökülenler yakıp kavursa da, Yüzümü görmek istemesen de ben kaldığım yerden yorgun olsam da seni sevmeye devam ederim. Birini hiç oluru yokken sevmeye kalkışmak cesaret ister, olmazları oldurmak için çırpınmak yürekten çok çaba ister. Yüreğimin çırpınışlarını belki sen görmezsin ama benim yangınım beni kül eder, kül edecek. Öyle inat ki yüreğim öyle dik başlı ki tüm çaresizliğime rağmen kalkıp sevdim seni. Gördüğüm,duyduğum, bildiğim tüm sahte sevgilere inat öyle güzel öyle sahi seviyorum ki seni. Örselenmiş yüreğime inat, İncinmiş kalbimle, kimseye güvenmezken tüm inancımı kaybetmişken sevdim seni. Tek başıma kendi içimde hayatta kalmak için çırpınırken sevdim, Yalnızlığıma inat, Kendime bile inanmazken sana inanıp sevdim seni. Korkularımı bi kenara bırakıp varlığına sarılarak sevdim. Vazgeçemem.. Vazgeçmem. Gelsen de gelmesen de gitmem. Kalamam belki ama gidemem de. Ne yaşarsam yaşayayım, ne söylersen söyle, ister küs ister kız ister vazgeç ömrümün baharını kışa döndürsende seni kendime küstürsem de bu sevgiyi ikimize de heder ettirmem.. Sevgim bi nergis gibi şu sıralar.. “Kışın ortasında bahara inanmanın adıdır” derler nergis için.. Belki bi nergis değilim ama yüreğim ağzına kadar nergis kokuyor. İster inan ister inanma “ bu sevda da bana en çok sen yakıştın.” Kış olduğuma bakma gülen gözlerinle ben hep baharım.. Bir gün sensiz ölmekten korkuyorum.. Tıpkı dün bir daha kokunu alamayacağımı hissettiğimdeki gibi. Korktum.. Çok korktum.. Ama geçti.. Tüm kayıplarıma rağmen, Tüm kabullenişlerime rağmen burdayım.. Ben senden gidemem! Sen de kalsan olmaz mı?
·
199 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.