Gönderi

9/10
·480 syf.··
2026 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2026 00:34
Spoiler** Yazar keşfetmeyi seviyorum. Polisiye-gerilim kitapları ararken karşıma çıkmıştı. İyi ki almışım. Yazar, daha bu kitabından sevdiğim yazarlar listesine girdi. 484 sayfa kitabı hiç sıkılmadan, takılmadan, ara vermek istemeden okudum. Yazarın kitapları birbirinden bağımsız olsa da okuma sırası var gibi duruyordu internette baktığımda. O yüzden sıraya göre 2 kitabını daha aldım ve 2 kitabı da sepetimde bekliyor. Konu doktor olan Tora’nın bir gün atını gömmek için bahçesini kazması ve kazdığı yerde bir kadın cesedi bulmasıyla başlıyor. Kocası Duncan’ın işi dolayısıyla yeni taşındıkları Shetland herkesin birbirini tanıdığı bir yer aslında. Ve kocası Duncan’ın da üniversite için çıktığı ve bu zamana kadar da dönmediği yer. Tora’nın cesedi bulmasıyla olayı Dunn (oranın yerlisi) ve Dana (Tora gibi yeni taşınmış, dışardan gelmiş) üstleniyor. Cesede yapılan otopside kadının daha önce doğum yaptığı, kalbinin alındığı ortaya çıkıyor ve sırtına kazılmış işaretler bulunuyor. Doğurganlık anlamına gelen Othila, hasat anlamına gelen Dagaz ve kurban anlamına gelen Nauthiz. Bu işaretler aslında Tora’nın araştırmasıyla işin iyice içine girmesine, gelenek şeklinde devam ettirilen planı bulmasına ve hayatının tehlikeye girmesine sebep oluyor. Hastanede çalışan Gifford, Duncan ve Dunn Tora’ya uzak dur dedikçe Tora daha çok bu olaya gömülüyor. Dana ile birlikte araştırmaya daha çok dalıyor ve bu da Dana’nın intihar etmesiyle, daha doğrusu intihar etmiş süsü verilmesiyle, sonuçlanıyor. Bundan sonra Tora herkesten şüphelenmeye başlıyor. Duncan ile birlikte Duncan’ın ailesinin evine gitmesi, Duncan’ın babası Richard’ın, Tora işaretleri araştırırken birden kütüphaneyi kilitlemesi ve Duncan ile birlikte çıktığı tekne gezisinde kaza yapmalarıyla Tora, Richard ve Duncan’dan da şüphelenmeye başlıyor. Özellikle Duncan’ın “bu işi bitirmek istiyorum onu seviyorum” dediğini duyunca. (Bunu görünce aldattığını değil de Dıncan da bu işin içinde ve bundan uzaklaşmak istiyor çünkü Tora’yı seviyor diye düşünmüştüm.) Aldatıldığını düşünen ve etrafında olan tanıdığı herkesin bu işin içinde olduğundan neredeyse emin olan Tora oradan kaçıyor ve Dana’nın evine gidiyor. Orada polis olan sevgilisi Helen’le karşılaşıyor. İşler de zaten burada çözülmeye başlıyor. İlk olarak Melissa’nın eşi tutuklanıyor ve Dunn’ın işin içinde olduğu ortaya çıkıyor. Bundan itibaren her ne kadar Duncan ve Gifford aklanmış olsa da yine de kimseye güvenmeyen Tora tek başına tekrar araştırma yapıyor; öldüğü söylenen diğer kadınlar ölmediyse ve doğum yaptılarsa o zaman belki de Dana da ölmemiştir. Bununla birlikte tüm ölümlerin ve şüphelendiği tüm adamların bağlandığı nokta olan, yılda sadece 8 doğum yapan özel doğum kliniğine gizlice giriyor. Ve iş çözülüyor. Dana’yı buluyor ve doğum kliniğinde aslında ne yaptıklarını ortaya çıkarıyor. Richard, Gair, Dunn ve daha birçok kişinin işin içinde olduğu, kürtaj yapmak isteyen kadınları kürtaj zamanından çok sonra kürtaj yapma, prematüre bebekleri yaşatmanın bir yolunu bularak kürtaj yaptıkları bebekleri büyütme ve evlat edindirme, kan saflığı adı altında hep aynı tipte kadınları kaçırma ve hamile bırakıp, doğum sonrası öldürme, kalplerini çıkartma ve belli yaşa geldiğinde kalplerindeki kanı içme… Okudukça erkeklerden nefret ediyorsunuz. Tarihsel dayandırmayla, o bölgelerde var olan efsanelerle iyice harmanlaşmış korkunç bir hikaye aslında. Ve yazar bu korkunçluğu üstü kapalı vermeden hikayenin içine kaynaştırıp bize vermiş. Yazım dili de sade, ne fazla betimleme ne de fazla bilgi var. Karakterlerin hepsinde şüphelenilmesi ve aslında hepsinden şüphelenilmesinin de normal olduğu çok iyi aktarmış. Hiçbir şey yapmamış olsalar bile bir bağlantıları var.
KurbanS. J. Bolton · Pegasus Yayınları · 2012380 okunma
·
31 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.