Bir Kalbin Çöküşü, Stefan Zweig’in psikolojik çözümlemeye olan ilgisini yansıtsa da, anlatı büyük ölçüde tek bir duygunun etrafında dönerek tekdüzeleşiyor. Olay örgüsünün zayıflığı, metni iç monolog ağırlıklı ve durağan kılıyor. Karakterin duygusal çöküşü derinlikten çok tekrar hissi uyandırıyor; bu da okurla kurulabilecek empatiyi zayıflatıyor. Zweig’in zarif dili metni taşımaya çalışsa da, anlatısal dinamizmin eksikliği eserin etkisini sınırlı bırakıyor.