Mihail Bulgakov'un 3 öyküsünden oluşan Kaybolmuş Bir Göz, can yayınlarının #lacivertklasikler serisinin bir başka parçası. Kaybolmuş Bir Göz, İspritizma Seansı, Ayın Üçünün Gecesinde öykülerine yer vermektedir.
Ben bu kitabı iki kere okudum çünkü ilk okuduktan sonra bu kitaptan ne kaldı aklımda dediğimde hiçbir şey yoktu. Bir şeyler okudum ama ne okuduğumu bilemeden. Özellikle son iki öykü adım adım bana bunu düşündürdü. Bunun üzerine bir kez daha başladım. Bu süreçte öncelikle Mihail Bulgakov'un biyografisine göz attım ve bu kitabı anlamamda en büyük etkendi.
Kendisi 1891'de Kiev'de doğmuş, önce tıp okumuş, cephelere gitmiş, birçok rahatsızlık yaşamış ve dayanamayıp kendini tamamen yazarlığa adamış. Eserlerini yayınladığı dönemde "Beyaz" ların tarafında olduğu iddiasıyla birçok tepki almış, hatta sahnede sergilenen oyunlarına kadar her eserine yayın yasağı getirilmiştir. En sonunda Stalin'e mektup yazmış ülkeyi terk etmek istediğine dair, Stalin'de bu yayın yasağını hafifletmiş.
İlk öyküde ücra bir köyde doktorluk yapan bir yeni mezun doktorun oradaki süre zarfında yaşadıkları, düşündükleri, vicdanı hesaplaşmalarını okurken diğer iki öyküde Bulgakov, dönemin izlerini bizlere yansıtmaya başlar. Burada birkaç kez hikayeleri daha iyi anlamak için Sovyet Rusya'nın tarihine kısa bakışlar atmam gerekti.
İlk okuyuşumda anlamadığım için bu kadar etkilenmemiş olsam da bir sonraki okuyuşum Bulgakov'un diğer kitaplarını da okumak istemem için beni yeterince heyecanlandırdı.
Benim okuduğum ilk kitabıydı ama araştırırken bir diğer eseri Morfin'in uyarlaması olan A Young Doctor's Notebook serisini izlemişim ki onu da kesinlikle tavsiye ederim.