instagram.com/reel/DTIOKkwjJX...
Hasan Aycın hakkında bir video...Linkten ulaşabilirsiniz.
Bir gün sahaf gezerken bir çizim kitabına rastladım. Bir karikatüristin çizimlerinin yer aldığı bir kitaptı. Merakla eğilip elime almak üzereyken, tüm rafın aynı kişiye ait kitaplarla dolu olduğunu fark ettim. Gözlerim çizimlerin arasında gezinirken zaman, ben fark etmeden akıp gitti.
O kalın kitapların yanında, karikatüristin isminin yazılı olduğu ince bir kitap daha buldum. Bu, çizerle yapılmış söyleşilerin derlendiği bir kitaptı. Çizim kitaplarından önce onu almak istedim; çizeri tanıyıp çizgilerini daha kolay yorumlayabilmek için.
İlk başta bu çizerle tesadüfen karşılaştığımı düşünmüştüm. Kitabı okuyup bitirdiğimde ise ona denk gelişimin tesadüften çok daha fazlası olduğunu anladım. O gün neden istemsizce o sahafa girdiğimi, neden o rafa yöneldiğimi, neden o kitabı alıp okuduğumu artık daha iyi biliyorum. Onun çizgilerini ve yola çıkışını öğrenmem gerekiyordu; kendi adımlarımı güçlendirebilmek için.
Size de bu çizeri biraz tanıtmak istiyorum: Hasan Aycın.
Hasan Aycın’ın çizgileri genellikle “sessiz” ve “yalın” olarak tanımlanır. Karikatürlerinde kelimelere yer vermez; mesajını semboller, çizgiler ve felsefi bir derinlikle aktarır. Sanatını, insanın “kendini bilme” ve “hakikate tutunma” çabası olarak görür. Üslubu; minyatür, halk edebiyatı ve tasavvufi derinlikten beslenir.
Hasan Aycın, Türk karikatür sanatının en önemli isimlerinden aynı zamanda yazar ve çizerdir. Çizgilerindeki derinlik ve kendine has üslubuyla tanınan sanatçı, geleneksel birikimi modern bir anlatımla buluşturur.
Önemli eserlerinden Bocurgat, Hasan Aycın’ın ilk çizgi albümüdür. Bocurgat, ağır yükleri kaldırmak ya da gemileri karaya çekmek için kullanılan, insan veya hayvan gücüyle dönen bir vinç/çıkrıktır. Aycın bu ismi seçerek, sanatının insan ruhundaki ağır yükleri kaldırma ya da derinlikten çıkarma işlevine işaret eder.
Çizgilerinde insanın varoluş sancısı, modern dünyanın karmaşası karşısında bireyin duruşu, geleneksel değerler ve inanç eksenli bir bakış açısı hâkimdir. Çizimler oldukça yalın ama bir o kadar da sarsıcıdır.
Aycın kendisini şu sözlerle ifade eder:
“...Kıbleli bir insanım. Dolayısıyla günümü belirleyen, yönümü belirleyen, sözümü belirleyen; yazdığımı, çizdiğimi belirleyen bir yönü var.”
Başka bir konuşmasında ise şunları ekler:
“Sanatsal verilerimize amellerimizden bir amel gözüyle de bakıyorum. Yani sanat adına ürettiğimiz her şey aynı zamanda birer ahiret mektubumuz. Biz bu mektuplar vasıtasıyla Gerçek Dost’la ilişki kurmaya, kendimizi O’na anlatmaya çalışıyoruz. Bize nasip edildiği kadarıyla aynı uğraşı O’nu anlamak için de veriyoruz. Bu karşılıklı ilişkide bence aslolan hâl dilidir.”
Bu yazıyı yazma ve bu çizeri tanıtma amacımı da yine onun sözleriyle açıklamak istiyorum:
“Dünyayı değiştirebileceğinize inanır mısınız?”
“İnanırım tabii; başka türlü kahrı çekilir mi dünyanın? Ben inanırım da o değişir mi? Akşamdan sabaha değişmez elbette. Bilirsiniz, kıyamet kopuyorken bile elimizde bir hurma fidanı varsa ve onu dikinceye kadar dünyanın ömrü olacağına aklımız kesiyorsa, onu dikmemizi emreden bir hadis-i şerif vardır. Benim hurma fidanından anladığım, insanlığın yararına elimde ne varsa —çizgi, yazı ya da her neyse— odur. Ben onu toprakla buluşturma çabası içindeysem, o zaman dünyanın değişeceğine inanabilirim. Değişirse ne âlâ, değişmezse ne gam; ben elimden geleni yapmışımdır. Ama elimde hayra yarar bir şey yoksa, işte o zaman vay hâlime.”