Bugün sizlere @kaansivkin ’ın yazdığı “Menry – Kök Atalar” ile geldim. Kitabı okurken elimde bir bilim kurgu romanı var sanıyordum ama sayfalar ilerledikçe bunun çok daha fazlası olduğunu hissettim; geçmişle bugünün, bilimle inancın, insanla “öteki”nin iç içe geçtiği, katman katman açılan bir hikâye bu. 1579’da Osmanlı’da yaşanan gizemli bir olaydan günümüze uzanan anlatı, sadece uzaylı teması ya da devlet sırları etrafında dönmüyor; insanın kökenini, hafızasını, korkularını ve bastırdığı soruları da masaya yatırıyor. Dr. Leyla Arslan ve Binbaşı Emir Kaya üzerinden bilimin sınırlarıyla vicdanın, görevle şüphenin çatışmasını okurken hikâye beni sık sık durup düşünmeye zorladı; özellikle rüyalar, sezgiler ve gerçeklik arasındaki o ince çizgi kitap boyunca hiç kaybolmuyor. Alaz karakteri ise klasik anlamda bir “uzaylı” olmaktan çok uzak, daha çok insanın bilinmeyenle kurduğu ilişkiyi, güç dengelerini ve bunun bedelini temsil eden bir figür gibi duruyor. Dil sade, tempo yüksek, her detay yerli yerinde ve anlatı ilerledikçe alt metin daha da derinleşiyor. Kısa sayılabilecek bir kitap olmasına rağmen etkisi uzun süren, son sayfayı kapattıktan sonra bile zihnin bir köşesinde dönmeye devam eden sorular bırakan bir roman. İyilikle ve kitapla kalın.