Gümüş Yürek ile 2024 son baharında tanıştım. Sonrasında ikinci kitabı çıkar çıkmaz okumuştum. Ama geçtiğimiz günlerde biraz detayları hatırlamak biraz da Karakterlere geç veda etmek için ilk iki kitabı tekrar okudum, daha da hayran kaldım. Ve üçüncü kitap o kadar güzel bir final kitabıydı ki gerçekten nereden başlayacağımı bilemiyorum.
Öncelikle Gümüş Yürek'in türk fantastik eserler arasında bitirdiğim ilk kurgu olduğunu söylemeliyim ama buna rağmen uzun bir süre okurken en zevk aldığım, en sevdiğim kurgu olarak da kalacak gibi.
Başlangıcında tek başına kaybolmuş bir genç kadını okurken sonra dört güzel dostu, bir aile'nin her şeye rağmen içimizi ısıtan sıcaklığını, uğruna yaşamdan vazgeçilen çok güzel bir aşkı, hüznün boğuculuğunu, hırsızlar ve korsanlarla ilerlediğimiz Umut dolu bir yolculuğu, Hayal kırıklığı ve verilmiş sözlerle dolu bir yas sürecini, intikam uğruna çıkan savaşları ve yapılan fedakârlıkları, gün geçtikçe güzelleşen arkadaşlıkları, hiç bitmeyen ve yeni başlayan merhamet duygusunu, ve tam acılara alıştım derken hayatın bize yapabileceği çok güzel sürprizleri okudum. Bu uzun, zorlu bir o kadar da güzel yolculuğu okumak o kadar güzeldi ki...
Final kitabı ise tam da beklediğim gibi damla'nın gittikçe gelişen ve daha da güzelleşen yazım diliyle yine beni hayran bıraktı. Sanırım kurgunun yoğunluğu ve tüm olayların sonuca bağlandığını gördüğümüz için benim en sevdiğim kitap bu oldu. Kurgunun şuan aklıma gelen kadarıyla anlatılan her olayının sonunu görmemiz güzeldi, özellikle birinci ve ikinci kitapta ufacık bir cümlede gördüğümüz bazı şeylerin bu kitapta altı dolu dolu işlenmesi, geçmişten gelen karakterler ve çözülen tüm olaylar, gidilen tüm yollar çok güzel işlenmişti. Diğer kitaplarda pek fazla derinlemesine görmediğimiz bazı karakterleri çok daha fazla okuma ve onları da çok sevme imkanım oldu, ama özellikle Eira'nın belki de kitap boyunca yas sürecini de okumamız ve bununla ilgili duygularını ve düşüncelerini bize çok daha fazla göstermesi de çok gerçekçiydi. En çok hoşuma gidense kimi ya da hangi olayları tekrar göreceğimizi dikkatli okumadan farkında olmasak da yazarın bize ipuçlarıyla göstermiş olması. Ve tabi belki biz unutmuş ya da umudu kesmiş olsak bile sözlerini tutan tüm karakterler...
Eira'nın bu kitapta çok daha fazla duygusal ve düşüncelere dalan halini çok sevdim. Çünkü olması gerektiği gibi bir yas sürecindeydi. Aklına sürekli Nos gelince bende onunla beraber sanki bir sevdiğimin yasını tutuyor gibi üzüldüm, bu duruma belki onunla beraber alıştım ikinci kitabın sonunda yaşadığım hayal kırıklığını Eira ile beraber atlatıyor gibi hissettim, onunla zaten kurmuş olduğum bağ çok daha büyüdü. Artık gerçekten güçlü oluşu, duygularını saklamaması ve ne olursa olsun merhametten ve umuttan vazgeçmemesi çok güzeldi.
Marlo, Eira'dan sonra en sevdiğim karakter olmayı başarmıştı ama sanırım bu ikinci kitapta onun duygularını ve yaşadıklarını daha çok hissetmemizle alakalıydı. Bu kitapta daha dingin daha kendiyle barışık bir Marlo okumakta çok güzeldi. Ama bir konuda ona kırgınım, Nos ile en çok bağ kuran o olsa bile Zaina gibi biraz daha çabuk onun yokluğuna alışması kalbimi kırdı. Evet bu konuda bir açıklaması da vardı ama bilmiyorum bana yeterli gelmedi.
Zaina'nın kendine has bir duruşu var ya ona çok hayranım. Eira ile bir konuşması var kitapta. Koca sayfayı okurken insanın acıya ve eksikliğe nasıl alıştığını çok güzel anlatıyor kendi eksiklikleriyle. Ölüm düşüncesiyle barışık olması da hiç şaşırtmadı, sonuçta onu ilk tanıdığımızda zaten en sevdiğinin yokluğuna alışmıştı. O yüzden Marlo gibi ona kızamadım.
Nos... Onun yokluğu Eira gibi beni de kahrediyordu başta. Dediğim gibi ikinci kitapta çok büyük bir hayal kırıklığına uğramıştım, bu kitapta Eira ile birlikte onun yasını tuttum. Ve onun gibi yavaş yavaş da olsa bu fikre alıştım. Ama sonda yaşananlar... Diyecek söz bulamıyorum onu çok özlemişim.
İkinci kitabı ilk okurken nedense yeni karakterlere pek adapte olamamıştım hatta bu düşüncemin sebebi büyük bir yanlış anlaşılmayla Bast'ın Nos'un yerine geldiğini düşünmemdi. Nos'un geri geleceğine o kadar inanmıştım ki Eira ile bağ kurmasını başka bir nedenden olduğunu düşünüp sevmemiştim. Sonra tekrar okurken ve tabi yanlış anladığımı fark etmişken Bast karakterini sevebildim hatta üçüncü kitapta baya favori karakterim olmak üzereydi. Ama olamadı çünkü Maça vardı. Neden bilmiyorum ama bu kitapta Maça'yı çok sevdim. Daha derinlemesine daha gerçekçi yazılmıştı. İkinci kitaptaki Maça bir karakterden çok figüran gibi hissettirmişti bu kitapta çok daha fazlasıydı ve onun gücüne duygularını yansıtışına aşık oldum denebilir.
Kısacası özellikle bu altı karakter olmak üzere diğer tüm karakterleri sevdim, çok tuhaf ama kötü karakterler bile belli yönleriyle kendilerini sevdirdi. Olaylardan bağımsız sırf karakterleri için bile okunabilecek bir kurguydu. Elbette eksikleri vardı ama görmezden gelinecek düzeyde olduğunu düşünüyorum çünkü Damla'nın bir sonraki kurgusunda eksikleri çok daha iyi kapatacağını biliyorum çünkü okuduğum her kitabında eksikleri çok güzel kapattı. Zaten gelişimine diyecek sözüm yok.
Gümüş Yürek, aslında sakin çok safe place bir kurgu. Elbette çok büyük olaylar ve sonuçları ağır bedeller, savaşlar, acılar okuduk ama hiçbiri dehşet verici değildi ya da olayların çözümü karmakarışık olmadı ve içinde belki diğer kitaplara göre biraz daha fazla düşünceleri okuyoruz, bu yönlerini çok sevsem de belki daha sert kurguları, karmaşık olayları ya da acımasız karakterleri okumak isteyenler için uygun olmayabilir. Ama çok güzel ilerleyen bir macerayı, dostluğu, aile olmayı, aşkı, acıyı, hüznü, merhameti, hayal kırıklığını bazen ihaneti ve her şeye rağmen hiç dinmeyen umudu okumak isteyenler için çok güzel bir kurgu, bir yol öyküsü, olduğunu söylemekten hiç çekinmem.
Seriye nasıl veda edeceğimi bilemiyorum, karakterleri çok daha fazla okumayı o kadar isterdim ki, ne kadar çok okusam da yetmezdi büyük ihtimalle. Neredeyse tüm karakterleri çok sevsem de tabiki Eira, Marlo, Zaina ve Nos'un yeri bambaşka olacak benim için. Onlarla bu yolda yürümek çok güzeldi. Yolun bittiğini düşünmüyorum, tekrar tekrar bu yolu yürüyeceğimi de biliyorum ve her seferinde de onlara böyle veda edeceğime de eminim:
"Yol sizden yana olsun."