Puan vermedi·160 syf.····Okunma: 07 Ocak 2026 11:09 Engereğin Gözü, Zülfü Livaneli’nin Osmanlı tarihine bakarken asıl olarak gücün doğasını sorguladığı bir roman. Hikâye, padişahların ve vezirlerin değil; onların hemen yanı başında duran, her şeye tanıklık eden ama hiçbir şeyin sahibi olmayan bir hadım ağanın ağzından anlatılıyor.
Saray bu romanda düzenli bir devlet yapısı olarak değil, korkuyla ayakta duran kapalı bir sistem olarak karşımıza çıkar. Herkesin herkesi kolladığı, kimsenin yerinin garanti olmadığı bu dünyada iktidar sabit değildir; el değiştirir, kirlenir ve sonunda çoğu zaman şiddetle yok edilir. Vezirin halk tarafından parçalanarak öldürülmesi, bu kırılganlığın en sert göstergelerinden biridir. Güç, halktan koptuğu anda geri alınır — hem de merhametsizce.
Anlatıcı Süleyman Ağa - hadım bir ağa iktidar sahibi olamayacağını bilmesine rağmen iktidara yakın durma çabası içindedir - Padişahının zalimliklerini dahi bir merhamet olarak nitelendirir. Bu da iktidarın yaydığı korku atmaoaferini, halkın da güce tapınma şeklini ortaya koyar.
Süleyman Ağa gücü kullanamaz ama gücün nasıl çalıştığını, yönetildiğini bilir.
Tıpkı romanın en dikkat çekici iktidar figürlerinden biri Valide Sultan gibi. O, kabul eden, geri çekilen ya da yalnızca “anne” rolüne sığınan bir karakter değildir. Açıkça buyurmaz, bağırmaz; ama herkes onun varlığını hesaba katar. Saray oyunlarını bilen, zamanı kollayan ve doğru anı bekleyen bir aklı temsil eder. Erkek karakterler gücü göstererek kaybederken, Valide Sultan gücü görünmez kılarak korur. Bu yönüyle romandaki en istikrarlı iktidar odağıdır.
Engereğin Gözü, iktidarı ahlaki bir sorun olarak değil, neredeyse bulaşıcı bir hastalık gibi ele alır. Güce yaklaşan herkes biraz sertleşir, biraz körleşir. Sarayda iyi kalmak bir erdem değil, bir zayıflık hâline gelir. Bu nedenle roman, yalnızca Osmanlı geçmişine değil, her dönemin kapalı iktidar yapısına dair tanıdık bir tablo çizer. Zaman değişir, isimler değişir; ama güçle kurulan ilişki pek değişmez.
Engereğin Gözü, tarih anlatmaktan çok iktidarları teşhir eden bir roman. Gücün nasıl kurulduğunu, nasıl sürdürüldüğünü ve en sonunda nasıl çöktüğünü göstermek istiyor. Her yönüyle kusursuz olmasa da, okuru rahatsız eden sorular sormayı başarıyor: Güce bu kadar yakın olup masum kalmak mümkün mü? Tanık olmak, suç ortaklığına dönüşür mü? Ve iktidar gerçekten kimin elindedir?