Gönderi

Puan vermedi·76 syf.··
2026 8. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2026 20:36
Bazı kitaplar bir sistemi anlatmaz; tablo gibi bir insanın yüzünü bırakır geriye. İlk Öğretmenim de böyle bir kitap. Cengiz Aytmatov’la ilk karşılaşmada, akılda kalan şey Sovyet düzeni değil, çamurun içinden geçen çocuklar ve onlara harf öğretmeye çalışan Düyşen oluyor. Daha ilk sayfalarda, iyilikle çaresizlik arasındaki o dar çizgi hissediliyor. İlk Öğretmenim’i okurken Düyşen’e kızmak zor. O bir ideolog, pedagog değil; eline bir görev verilmiş, nasıl yapacağını kimsenin öğretmediği bir insan. Çocuklara okuma yazma öğretmesi bekleniyor, ama ne araç var ne destek. İdeoloji ona sanki sadece şunu söylüyor: Git ve yap. Gerisi onun vicdanına ve gücüne bırakılmış. Düyşen’in sertliği de buradan doğuyor. Altınay’ı okulda tutmak için diretmesi ya da köylülerle çatışması, iktidarın sesi gibi değil; yalnız bırakılmış bir iyilik çabasının sertleşmiş hali. Roman bu sertliği insani kılıyor — haklı da. Ama aynı anda şunu da fark ettiriyor: Bu dönüşümü, ilericiliği savunan sistem, Düyşen’i gerçekten ileriye taşımıyor. Aytmatov burada ideolojiyi eleştirmek yerine onu nispeten de olsa güzelliyor. Sovyet düzeninin yoksulluğu, açlığı ve örgütsüzlüğü metnin arka planında silik kalıyor. Oysa Andrey Platonov’un Can romanında aynı dünyanın gerçekliği çok daha çıplaktır: açlık, tükenmişlik ve insanın ideoloji altında ezilişi saklanmaz. Platonov’da sistem ağırdır; Aytmatov’da ise yük daha çok insanın omzuna bırakılır. Bu yüzden İlk Öğretmenim etkileyici olduğu kadar rahatsız edicidir. Düyşen’i seversin, onun iyi niyetine inanırsın; ama arkasındaki düzen - belki düzensizlik - fazla temiz kalır. Kitap bittiğinde geriye kalan soru şudur: İyi niyet, yalnız bırakıldığında hâlâ erdem midir, yoksa ideolojinin sessiz örtüsü mü?
1000Kitap
İlk ÖğretmenimCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 202110,6bin okunma
·
39 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.