Gönderi

Puan vermedi·520 syf.··
2026 1. kitabı
Açık konuşayım, kitabı bitirdiğimde bir süre öylece durup "Ben az önce ne okudum?" dedim. Eğer ilk 50-100 sayfada hiçbir şey anlamayıp "Nereye gidiyoruz biz?" dediyseniz korkmayın, yalnız değilsiniz. Okuması gerçekten sabır istiyor ama bittiğinde "iyi ki okumuşum" dedirten çok başka bir dünyaydı bu. ​Kitapta aslında birbirine hiç benzemeyen üç farklı hikaye iç içe geçmiş ve bir şekilde birbirine bağlanıyor. Bir yanda 1930’ların Moskova’sında ortalığı birbirine katan bir Şeytan ve o meşhur, tramvaya binmeye çalışan arsız kedisi Behemoth var. Kitabın en eğlenceli ama bir o kadar da kafa yakan kısmı burasıydı bence. Diğer yanda ise Kudüs'te geçen, İsa’nın idam kararını veren Vali Pilatus’un o bitmek bilmeyen vicdan azabını okuyoruz. En sonunda da tüm bu karmaşanın ortasında, sevdiği adam için cadı olup süpürgeyle uçmayı bile göze alan Margarita ile Usta’nın aşkına geliyoruz. ​Başlarda olaylar çok kopuk gelse de okudukça yazarın aslında insanların gerçek yüzünü, hırslarını ve en önemlisi korkaklığı nasıl anlattığını anlıyorsunuz. Kitapta asıl meselenin kötülükten çok korkaklık olması beni çok etkiledi. Vali Pilatus aslında kötü biri olduğu için değil, doğru olanı yapacak cesareti bulamadığı için o bitmek bilmeyen azabı çekiyor. O meşhur "El yazmaları yanmaz" sözü ise insanın inandığı doğruların ve düşüncelerinin hiçbir baskıyla yok edilemeyeceğini o kadar güzel anlatıyor ki... ​Eğer her şeyi mantığa oturtmaya çalışan, "her şey hemen netleşsin" diyen biriyseniz başta çok zorlanabilirsiniz. Hikaye bildiğimiz anlamda bir sonla bitmiyor, karakterlerin o günlük dertlerden kurtulup bir şekilde huzura ulaştığı bir yerde veda ediyoruz onlara. Kendinizi o karışıklığın, konuşan kedilerin ve gökyüzünde uçan kadınların akışına bırakırsanız bu kitabın tadı gerçekten başka. Mutlaka şans verin.
Usta ve MargaritaMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,1bin okunma
··
228 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.