Roman, 20. yüzyılın başında Amerika’nın Kuzeybatısı’nda yaşayan Robert Grainier adlı yalnız bir adamın hayatını anlatır. Grainier küçük yaşta kasabaya gelmiştir bir ailesi yoktur, kim olduğunu, nereden geldiğini hatırlamaz kısa bir eğitim hayatından sonra bulduğu işlerde çalışmaya başlar. Kendilerini akrabaları olarak tanıtan kişiler ormanda ona yarım hektarlık bir arazi verirler, evlenir ve bir kızı olur, çalışmaya gittiği yerden döndüğünde ormanda çıkan bir yangın sonucu evinin kül olduğunu, iki yıllık yuvasının dağıldığını, karısının ve bebiğinin ne olduğunu öğrenemez ancak kızının yaşadığını söylerler, ormanda kendine yaptığı kulube kalırken sık sık kurt seslerini duyar hatta bazı geceler dışarı çıkıp oda kurt gibi ulur bu ona çok iyi gelir, yine bir gece kurt seslerini duyup dışarı çıkar, yaralı haldeki kurt kızı görür, onun kendi kızı olduğunu düşündüğü için kurdu kulubeye alıp, yarasını sarar sabah olduğunda kurt kız camdan kaçar, tıpkı bir köpek gibi dört ayağı üzerinde gider. Grainier eşini ve çocuğunun kaybından sonra bir daha evlenmez, çeşitli işlerde çalışır, odunculuk, taşımacılık, tren yolu çalışmaları gibi işler, ve hep yalnızdır birçok ölüme şahit olur. Ömrünü sığdırdığı 80 yıllık hayatı yalnızlıkla geçer. Sahipsiz geldiği kasabada cenazesi de aylar sonra oradan geçen avcılar tarafından bulunur.
Dışardan baktığımızda sıradan gördüğümüz yaşamların kendine göre ne çok hikayesi vardır. Roman boyunca Amerikada ki taşra kentinin hızla nasıl değiştiğini de okura çok güzel yansıtmış yazar.
Güzel bir Novellaydı.
Bundan sonra her ay Ne yapıyorum okuma listeme bir Holden klasiği koyuyorum.