Merhaba
Bugün sizlere kalemiyle ilk kez tanıştığım Selin Solaris #RavenSuikastçısı ile geldim. Daha ilk sayfalardan sizi içine çekiyor.
İtiraf ediyorum, başlarda biraz gözüm korkmadı değil.Ama o sayfalar var ya, öyle bir aktı ki elimden bırakmam mümkün olmadı. Her sayfayı daha büyük bir merakla çevirdim.
Sırlar, olaylar, ölümler, kayıp çocuklar, gizem. Hepsi bir arada.
Hadi gelin biraz konusundan bahsedeyim
Rowenan, annesinin ölümünden sonra babası tarafından hem sert bir disiplinle eğitilen hem de fazlasıyla korunan bir kız. Annesinin ölümünün ardındaki gerçekleri öğrenebilmek için Raven Akademisi’ne başvurur. Ve bir gün, o beklenen mektup gelir. Başvurusu kabul edilmiştir. İşte her şey tam da bu noktada başlar.
Akademiye doğru yola çıktığı sırada bir saldırıya tanık olur. Saldırıya uğrayan kişinin üzerinde gördüğü işaretle adeta donup kalır. Çünkü bu işaret, ölüm işaretidir. O anlık bir refleksle adamın kılıcını alır ve ortadan kaybolur.
Akademiye vardığında ise onları eğitecek olan eğitmenle karşılaşır.
Ve şok.
Çünkü karşısındaki kişi, yolda saldırıya uğrayan ve ölüm işaretini taşıyan kişinin ta kendisidir.
Kant Tenebris,
Soğuk, mesafeli, acımasız. Akademinin silah eğitmeni. Ve en önemlisi, ölüm işaretine sahip biri. Bu işareti taşıyanlar öldürülmesi gereken kişilerdir. Kant da bu yüzden işaretini maske altında saklar.
Rowenan’ı gördüğünde o da aynı şoku yaşar.
Rowen, böyle birinin akademide ne işi olduğunu, nasıl eğitmen olabildiğini bir türlü anlayamaz. İkilinin arasındaki atışmaları okurken eğlenmedim desem yalan olur
Rowen, Kant’ı sakladığı sırla tehdit ederken Kant'da Rowen’ın orada bulunma sebebini çözerek onu köşeye sıkıştırmaya başlar.
Derken Kant’ın bir davete sevgilisi Lena ile gittiğini düşünür oysaki
O maskenin altında bambaşka biri vardır. Bakalım fark ettiğinde neler olacak.
Ve işte o andan sonra tempo iyice yükseliyor.
Cinayetler, sırlar, aksiyon dolu sahneler. Sayfalar adeta su gibi akıp gitti.
Bu arada Kant’ın çocukluğunu, babasından gördüğü şiddeti okumak... Rowenan bir deftere ulaşır. İşler bambaşka bir boyuta taşınıyor. Rowen o satırları okudukça, annesiyle ilgili bildiği her şey sorgulanır hale geliyor. Bildiğini sandığı gerçekler bir bir yıkılıyor.
Ve,
Offf yazarımız asıl darbeyi son sayfalarda vurmuş.
Kant sen ne yaptın? dedim.
Nasıl yani? dedim.
Kitabı kapattığım an tek düşündüğüm şey şuydu. İkinci kitaba hemen başlamalıyım.
Eğer siz de aksiyon, sırlar, gizem, cinayet ve fantastik türüne düşkünseniz, hiç düşünmeden alın okuyun derim.
Ben kaçtım, ikinci kitaba gidiyorum