·567 syf.··Beğendi
···Okunma: 17 Şubat 2026 02:46 Kitapta 8 üstad /peygamber/inisiyeden sözediliyor. İlki Ram, Rama Hinduların kutsal kabul ettiği büyük bir bilgedir. Ölmediğine bedeniyle göğe yükseldiğine inanılır. Bu karakter kanal bilgisi aktaran Ramtha ile aynı isimdir. Ramtha kendisinin bu hindu geleneğinde anlatılan Ram olduğunu söyler. Yaşarken ölen ve ölümü ve yaşamı tüm halleriyle keşfeden bu bilge aynı zamanda ülkesini halkını koruyan kurtaran bir fatihtir. Tanrıyı yaşamın içinde tefekkür ve gözlemle bulmuştur. Tanrı ona göre ilahları yaratır, dünyayı düzenler evrensel yaşamı meydana getirir ve korur. Tanrı birliğini zedelemek uğruna kendini parçalara ayırmıştır. Galiplerle mağlupların eşitliğini, insan kurban etme ve köleliğin kaldırılışını, aile kadınına saygıyı, atalara tapınma ritüellerini getirmiş ve yaymıştır. Hayatının son döneminde dağa çekilmiştir. Bu sebeple müritleri onun hiç ölmediğine inanmıştır.
İkinci inisiye Krişnadır. Krişna bakire bir anneden doğar. Güçlü bir kralla savaşıp onu yener ve halkı tarafından kabul edilip onurlandırıldıktan sonra 7 yıl Meru dağında inzivaya çekilir. Döndüğünde tefekkürle edindiği bilgilerden yola çıkarak halkına kadiri mutlak Tanrıdan söz eder. Tek kurtuluşun birlik bilincini kavramak ve içselleştirmek olduğunu söyler. Ona göre iyilik ve merhamet insanın her zaman arzulaması gereken duygulardır. Peygamber Krişna Hindu kutsal metni Bagavitta’da ayrıntılı olarak anlatılır ve metin MÖ 3100 lerde yazılmıştır. Kötülüğe iyilikle karşılık verilmesini salık verir.
Üçüncü inisiye Hermes’dir. Namı diğer Toth, İdris ve üç kere büyük Hermes.Çünkü o aynı anda kral, yasa koyucu ve rahiptir. Ona göre Tanrı hiç bir kavram yada dille tanımlanamaz. Cisimsiz, görünmez biçimsiz duyularımızla kavranamaz.Sonsuz ve ezeli ebedi olandır. Bu sebeple sınırlı zaman kavramıyla ölçülemez. Onu ancak öldükten sonra gerçekten anlayabiliriz. Hermes Mısırda piramitlerin altındaki Amon Ra mabedinde bizzat Osiris tarafından eğitildi. Öğretilerinin ilk anahtarı,eşyanın içi de dışı gibidir.Küçük olan büyük olan gibidir. Tek bir yasa vardır o da faaliyet halinde olan Bir’dir. İlahi düzende hiç bir şey büyük değildir hiçbir şey de küçük değildir. İkinci anahtar, insanlar ölümlü tanrılardır ve tanrılar ise ölümsüz insanlardır. Tabiat alemi beşeri alem ve ilahi alem tek bir yasa ile yönetilir.
Dördüncü inisiye Musa’dır. MÖ.12 yy a doğru gelindiğinde, Mısır gücünü yitirip Babil yükselmeye başladığında, Osiris in Mısırlı inisiyesi ve rahibi olan Musa kuşkusuz tektanrıcılığın kurucusudur zira o bu ilkeyi Mısır mabetlerinin derin kuytularından gün yüzüne çıkarandır.Tek tanrıcılığın kurulmasında ön müjdeciler İbrahim, ishak ve Yakup gibi barışcıl ve göçebe krallardı.Musa Mısırlı bir askerin bir ibraniyi öldüreciye dövdüğünü görünce askeri öldürür ve firavun olarak tüm Mısıra sahip olma yetkisi hakkı varken Mısırdan sürülür. Sina bölgesinde bir mabede sığınır ve burda işlediği günahtan arınmak için tekrar çile çeker. Hozarsif olarak girdiği mabetten günler sonra Kurtulmuş yani Musa olarak çıkar. Halkını Mısırdan çıkarır ve Tek tanrının emirleri onlara bildirir. Bu tek tanrı dininin dünya üzerindeki ilk temelleridir. Musa nın tanrısı Yehova çoğunlukla öfkeli ve cezalandırıcıdır. Musa ölüm döşeğinde kendisinden sonra halkının yoldan çıktığına dair vizyonlar görür ve son nefesinde “İsrail tanrısına ihanet etti, onun için göğün dört bir bucağına dağılsınlar” diye beddua eder.
Beşindi inisiye Orfeus’tur. Diyonizos/ tarih öncesi yunan. Homerostan beş asır İsadan on üç asır önce. Musa zamanı. Ancak sesini henüz dünya duymamış. Geltler, istler Keltler. Yet Akdeniz sahilleri. Yunan Tanrıları etkisini yitirmeye başlamıştı. Yandaşlarının sayısı giderek azaldı mabetleri neredeyse terk edildi. Orfeus tam da bu zamanda bilimi ve coşkusuyla tüm Trakyayı peşine taktı. Zeus ve Diyonizos dinlerini bir potada eritip evrensel kavramlar oluşturdu. Kahin ve başrahip Orfeus müridlerine seslendi. “Sesin içinizden akmasına izin verin içinize işlesin.Göklerin enginliği size ancak böyle açılacaktır. Şimdi sana alemlerin sırrını, doğanın ruhunu, Tanrının özünü açıklayacağım. Engin göklerde ve yeryüzünün derinliklerinde tek bir varlık hüküm sürer.o varlık gürleyen Zeustur. O derin bir öğüt, güçlü bir nefret ve latif bir sevgidir. Dişil ve eril ateştir. O bir kral o bir kudret o bir Tanrıdır. Yaradan bir ve tektir. Ancak kendi zatına benzer. Ama tanrılar sonsuz sayıda ve çeşittedir. Çünkü tanrılık sonsuz sayıda ve sınırsızdır.”Orfeus yaptığı ayinlerde Kibelenin ruhunu çağırır. Kibele kibele ey yüce ana duy beni.Her şekle giren uysal ve canlı gelin seni çağırıyorum diye seslenir.
Altıncı inisiye Pisagor,
Pisagorun ortaya çıkışı Mabet döneminin bitişine denk geldi. Mabetlerin entelektüel ve ahlaki seviyesi düşmüştü. Rahipler kendilerini siyasi güçlere sattılar. Sırlat bozulmaya ve kokuşmaya başladı.Yunanın genel görünümü değişti.Ruhbanlığa ve tarıma dayalı eski krallığın yerini bazı bölgelerde saf ve basit tiranlık bazı bölgelerde askeri aristokrasi bazılarında da anarşik demokrasi almıştı.Mabet biliminin laik niteliğe geçmesi gerekiyordu. Pisagor Orfik ilhamların bilimsel kanıtlarını Pisagorcu bakışla harmanladı. Onun doktrininde Helenik netlik ve sadelik Hint ve Mısır ezoterizminin mantıklı bir yeniden üretimidir. Pisagor sözünü Yunana söylemeden Afrikayı Asyayı Memfis ve Babili gezdi. Daha çocukken pek ünlü bilginle bir araya geldi. Milette Tales ve Anaksimendrosla tanıştı. Ancak o hep büyük Birliğe ve Tekliğe ilişkin derin bağın peşinden koştu. Uzayın uçsuz bucaksız derinliklerine baktı. Dünyaların kutsal sayların ritmine göre hareket ettiğini gördü. İtalyada kurduğu Pisagor okulu hem bir eğitim kurumu hem de bilimsel bir akademiydi. Böylece bir Mısır inisiyesinin yönetimi altında ruhun ve aklın evrenle büyülü uyumu bir enstitüde hayata geçmişti. Enstitüye girmek kolay değildi ve kapısında Hermes’in şu sözü yazıyordu “inanmayan uzak dursun.”
Yedinci inisiye Platon:
Platon MÖ 429 da mor dağlarla çevrili güzellik ve insanlık şehri Atina da doğdu. Siyasi ufuk karanlık ve sorunluydu. Sparta ve Atina arasında bir mücadele vardı. Soylu bir ailenin çocuğu olarak büyürken bunun nimetlerinden faydalandı. Şiir tragedya destan resim müzikle uğraştı. 27 yaşında akademi bahçelerinde Socratesle tanıştı. Adaletten ve iyilikten söz eden Socrates onu çok etkiledi. Üç yıl müridi olduktan sonra Socrates ölüm cezasına mahkum edildi. Suçu gençleri yozlaştırmak ve Tanrılara karşı gelmekti. O bireysel inisiyasyonun ve açık bilimin gelişinin habercisiydi. Son anlarını bile müritleriyle ruhun ölümsüzlüğü tartışarak dingin bir şekilde geçirdi. Platon onun ölümünden sonra seyahat etti. Küçük Asyada pek çok filozoftan dersler aldıktan sonra Mısır’a gitti ve İsis inisiyasyonundan geçti. Atinaya dönüp akademiyi kurdu.Ruh doktrini, ruh göçleri, tekamül bütün eserlerinde yer alır. İyinin ve adilin peşinden gitmek ruhu arındırır.
Sekizinci inisiye İsa, halkına sevgiyi barışı ve adaleti haber verdi. Esseniler arasında yetişti. Bu tarikat mısır rahipleri tarafından kurulmuş ve onların öğretilerini yayan bir tarikattı. Gökyüzü cennetini yere indirmeyi vadetti. Hastaları elleriyle bazen varlığıyla iyileştirdi. Yahudiler ve romalılar tarafından tehlikeli bulunarak öldürüldü.
Anlatılan tüm inisiyeler Mısır temelli ezoterik öğretilerle eğitilmişti. Ortak özellikleri buydu.