Puan vermedi·106 syf.····Okunma: 09 Ocak 2026 18:03 Kent Kokusu, Gökhan Uykaz’ın kasaba, kent ve köy ekseninde kurduğu dünyasında okuru tuhaf ve rahatsız edici bir atmosferin içine çekiyor. Kafkaesk izler taşıyan bu romanda, sıradan bir sabah beklenmedik bir koku ile bambaşka bir hâle bürünüyor.
Arkadaşlarıyla geçirdiği gecenin ardından evine dönen TT, uyandığında etrafını saran dayanılmaz bir koku fark eder. Kokunun kaynağını bulmak için evin her köşesini didik didik aramaya başlar. Bu arayış, aynı zamanda onun yaşam tarzını ve sahip olduklarını yeniden görmesine neden olur. Özenle döşenmiş odalar, dolup taşan eşyalar ve gösterişli ayrıntılar dikkat çekicidir; ancak tüm bu fazlalığın içinde anlamlı bir bağ ya da gerçek bir doyum yoktur.
Kokunun kaynağı evde değil, bizzat TT’nin kendisindedir. Ayağında başlayan çürüme, fiziksel bir durum olmanın ötesinde, insanın içten içe çözülmesini simgeler. TT yardım aramak ister fakat hafızası, ilişkileri ve çevresi ona güven vermez. Karşılaştığı herkes yardım ediyormuş gibi görünse de bu destek yüzeyseldir.
Roman, gereksiz tüketimi, amaçsız birikimi ve kalabalıklar içinde büyüyen yalnızlığı merkeze alarak insanın yavaş yavaş nasıl çürüdüğünü anlatır. Kent Kokusu, rahatsız edici ama düşündürücü anlatımıyla, modern yaşamın içten içe nasıl kokuştuğunu hissettiren çarpıcı bir okuma sunar.