normalde fantastik kitaplarla aram pek iyi değil. türünün gereği olarak yazarın yarattığı yeni dünyaya dair kullanılan sıra dışı kelimeler, genelde fantastik romanları okumamı zorlaştırıyor ya da okurken sıkılmama neden oluyor. fakat gök mavisi denizdeki ev, tam anlamıyla su gibi akıp gitti. konusunun son derece özgün olmasından tutun da hayata dair vermeye çalıştığı mesajlarla bana kalırsa bir fantastik romandan çok daha fazlasıydı. yüreğime dokundu diyebilirim. yazarın yaptığı betimlemeler sayesinde kendimi tam anlamıyla marsyas adasındaymışım gibi hissettim. kitaba hakim olan renkler ise son derece iç açıcıydı, cıvıl cıvıl bir hikâye olduğunu kapağından da anlayabiliyoruz zaten. o kadar çok sevdim ki muhtemelen bu, kitabın kapağını son açışım olmayacak.