“Bir zamanlar Hasankeyf ve çevresinde, gelenek ve inançla olduğu kadar, hikâyeler ve şarkılarla da birbirine bağlı, büyük ve canlı bir Ezidi topluluğu vardı. Yoksunluk, göç ve zorla din değiştirmeyle geçen her on yılda sayıları biraz daha azalmıştı. Ezidilerin köyleri kuruyup boşalmıştı. Pek çok aile Avrupa’ya gidip güneşin o altın başını aylarca kaldırmadığı ülkelerde göçmen olmuştu. Bazıları çeşmelerin ve türbelerin onarımına yardım etmek için yaz aylarında ziyarete gelirdi, ancak hiçbiri temelli geri dönmeyi düşünmüyordu.
Bugün köylerde yalnızca bir avuç Ezidi kalmıştı ve yarın onlar da gitmiş olacaklardı.
Memleketinden ayrılmak hiçbir zaman kolay değildir, ancak eğer gidecek yeriniz de yoksa çok ama çok daha zordur.”