Kitap klasik bir kişisel gelişim metni değil; daha çok insanın kendi iç dünyasına tuttuğu sakin ama dürüst bir ayna gibi.
Kitabın merkezinde ayrılmak var ama bu ayrılık sadece bir ilişkiden ayrılmak anlamında değil. Alışkanlıklardan, bağlardan,beklentilerden, hatta eski benliklerimizden ayrılmak…
Yazar, ayrılığı bir YIKIM değil, çoğu zaman KENDİNE YENİDEN KAVUŞMANIN ön koşulu olarak ele alıyor.
Kitap boyunca sevmenin, tutunmanın ve bırakmanın sınırları sorgulanıyor. Özellikle “sevgi mi bu, yoksa korku mu?” sorusunu okura düşündürüyor.
Bazen kalmak cesaret değil, sadece alışkanlıktır, ayrılmak ise sanıldığından çok daha büyük bir eylem olabilir.
Kitabın anlatımı oldukça sade, uzun teorik açıklamalar yok, bunun yerine günlük hayatta herkesin kendinden bir parça bulabileceği cümleler var. Altını çizmelere doyamadığım bir kitap oldu.
En sevdiğim tarafı, kitabın “her şey biter” karamsarlığına düşmemesi. Aksine ayrılığı bir son değil, yeniden başlama alanı olarak konumlandırıyor.