Puan vermedi·296 syf.··Beğendi
· Dostluk, bağ kurma ve aidiyet ihtiyacını merkezine alan bu roman; büyünün sadece cadılara değil, insan kalbine de ait olduğunu fısıldayan, etkileyici ve keyifli bir kurgu sunuyor. Türe ilgi duyanlar için yalnızca bir okuma değil, yumuşak bir sarılma hissi vaat ediyor.
Küçük yaşta yetim kalan Mika Moon, farklı olanın kolayca dışlandığı ve gizlenmeye zorlandığı bir dünyada yaşayan genç bir cadıdır. Cadılar, dış dünyadaki büyüyü kendilerine çekip onu diledikleri yöne kanalize edebilirler. Büyüye hayran, cadı olmayı tutkuyla seven Mika; deneyimli ve mesafeli bir cadı olan Primrose Everly tarafından evlat edinilir. Ancak Primrose, cadıların bir arada bulunmasının tehlikeli olduğu, yoğun büyünün varoluşlarını tehdit edebileceği inancıyla Mika’yı hiçbir yere ait hissetmeyecek şekilde, farklı dadıların ve eğitmenlerin ellerine bırakır.
Yalnızlık ve yetersizlik duygularıyla büyüyen Mika, 31 yaşına geldiğinde hayatını güvenli bir mesafeden yaşamayı öğrenmiştir. Üç ayda bir Primrose’un önderliğinde toplanan küçük bir cadı grubu dışında kimseyle gerçek bir bağ kurmaz. İnsanlarla tek teması, sosyal medyada “cadı gibi” davrandığı videolar aracılığıyladır. Ta ki o videolardan birinin altına düşen tuhaf bir mesaj her şeyi değiştirene kadar…
Üç genç cadının bir eğitmene ihtiyacı vardır ve Mika acilen Nowhere Malikanesi’ne davet edilir. Şüphelerine rağmen bu çağrıya kayıtsız kalamayan Mika; enerjik ve sıcakkanlı İan, nazik bahçıvan Ken, anaç Lucy ve sert tavırlarının ardında sırlar saklayan kütüphaneci Jamie ile tanıştığında, hayatı geri dönülmez bir şekilde dönüşmeye başlar. Çünkü bazen asıl büyü; ait olmayı öğrenmek, görülmek ve sevilmekle başlar.
Sıcacık karakterleri, yumuşak mizahı ve kalbe dokunan mesajlarıyla bu kitap; yalnızlığın yerini yavaş yavaş “ev” hissine bıraktığı o nadir hikâyelerden biri.