Levâyih-i Hayat, kadınların çoğu zaman konuşamadığı yerden konuşan bir kitap. Roman, gündelik hayatın içinde yavaş yavaş aşınan ruhları anlatıyor. Evlilik ise burada bir sığınak gibi değil; kadının kendisini unuttuğu bir alan hâline geliyor.
Fatma Aliye, bu kitabında kadınların yaşadığı hayal kırıklıklarını suskunluklarla verir. Sevilmeden sevmenin, anlaşılmadan sabretmenin ve “idare etmenin” nasıl bir hayat biçimine dönüştüğünü gösterir. Okurken insan, karakterlerin söylediklerinden çok söyleyemediklerine kulak verir.
Eserde birkaç kadın karakterin hayatına değinilir. Her biri farklı şekilde kırılır, farklı biçimlerde dayanır. Kimisi kabullenir, kimisi sorgular; ama hepsi hayatın içinde ayakta kalmaya çalışır.
Kitap bittiğinde geriye bir olay örgüsü değil, bir his kalır. Sessizce taşınan hayatların ağırlığı…
Ve o sessizliğin ne kadar tanıdık olduğu.