·325 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Ocak 2026 00:00 Algernon’a Çiçekler’i okurken Charlie’yi anlamaya çalışmaktan çok, onun yaşadıklarına tanıklık ettim. Kitap boyunca, “rüyalarında ve anılarında çevresindeki insanların söylediklerinden emin olamayan ama yine de mutlu mutlu gülümseyen” bir Charlie düşüncesi beni çok etkiledi. Daha en başından, diğer insanlarda kendisinde olmayan bir şeyin varlığını fark etmesi ve bunun ne olduğunu bile tam olarak adlandıramaması, okur olarak içimi burkan bir yalnızlık hissi yarattı. Zihinsel engelli bir adamın da diğer herkes gibi olmak istemesi çok doğal; ama kitap bu basit isteği o kadar yakından hissettiriyor ki insan çaresizce izlemekten başka bir şey yapamıyor. Charlie için duyduğum üzüntü, kitabı sadece okunup bitirilen bir hikâye olmaktan çıkardı; özellikle anne sevgisinin yokluğunun bir insanın hayatında ne kadar derin izler bırakabileceğini bu kadar çıplak göstermesi beni çok sarstı. Bu yüzden kitabı okurken yalnızca Charlie’ye değil, insan olmanın kırılganlığına da üzüldüm.